8.22.2009

yarının acısına..


yarın yazamazsam diye şimdiden eklemek istedim..

her türlü ortamda başka güzelleşen şarkılarıyla,
beni benden alan shoegazer grup slowdive'ın souvlaki albümünü tek kelimeyle söyleyebilseydim şahane derdim..ama öyle destansı bir albümü tek kelimeyle açıklamak büyük haksızlık olurdu..
slowdive çoğu shoegaze parçalara göre daha clean bir vokal sunarken hafif, basit ama vurucu melodileri ve sözleriyle mükemmelin ötesinde performans çıkarıyor bence ve dinledikçe dinlenesi geliyor..

hangisi daha kötü..

babanla aynı havluyu kullanmaktan daha kötü ne olabilir biliyor musun corç..
babanın yanı sıra halan, kuzenlerin ve selamdan başka birşey paylaşmadığın eniştenle aynı havluyu paylaşmak..
ve havluyu kullanan en son kişi olmak..

8.19.2009

aah gitmeden..


eğer daha önce hiç denemediğim daha doğrusu biyolojik anlamda tecrübe edinmem de imkansız olan birşeyi bir kez olsun yapma şansı bulsaydım kesinlikle ayakta işemeyi isterdim..
ciddiyim..

küçük birşey belki önemsiz ama merak işte..

yahu ben gene tatile gidiyorum..

yetmiyor tatil..
yarın yola çıkıyorum..bu sefer deniz, kum, güneş tedavisi uygulayıcam sefil bedenimde..(nihahhayt)..uzun süre ara verirsem (bkz: temmuz ayı..aa yoksa bulamadınız mı) bilesiniz ki iyileşme sürecim bitmemiştir..kalın sağlıcakla dostlar..

8.18.2009

tatile giderken..



marilyn monroe..
ne kadar mükemmel olduğunu tartışabilcek olan var mı?*
ya da bir zamanlar dünyayı nasıl savurduğunu,
etkilerinin hala sürdüğünü, defalarca taklit edildiğini inkar edebilcek olan var mı?*
o hala unutulmadı..
ama bu fazla kiloları (aslında dolgun hatları bana kalırsa) yüzünden değil..


tatile giderken birşeyleri farketmek beni mutlu etti açıkçası..

özellikle şu sıralar günümüz giyim sanayisinin bize dayatmaya bayıldığı yandan bakınca gözükmeme modası şuursuzca hepimizin (tammaaaamm çoğumuzun diyelim) ağzına ederken bu eski fotoğraf bana en azından o kadar zavallı olmadığımı hissettirdi..

eskilerin lafı vardır; hatun dediğine işe giderken şaplatıcaksın akşam döndüğünde hala sallanıyor olucak diye, evet ben o nesil erkeklerden istiyorum nerdesiniz şimdi!?*

ha tabi koyverelim gitsin demiyorum..

ama silkelenmek lazım diyorum ya da sadece biraz güvenmek..

ya da güzellik anlayışını bu kadar sınırlı bir sınıfa sokmamak..

ya da güzelliği sadece 36-38 ile sınırlamamak..

bir kızı güzel yapanın, o kızı farklı kılan detaylar olduğuna inanırım ben..

neden bu detay her kız için değişen saç rengi, göz rengi, kişilik özelliği, tarz, yaşam felsefesi gibi bir özellik olan etine dolgunluk olmasın?*
(özellikle yakışıyorsa!?*)


bu noktada yanlış olduğumu söyleyebilcek biri var mı lütfen!?*


ve anlamadığım şey şu..zaten farklı olmak için doğmuşsun neden birbirine benzemeye çalışıyorsun!?*
cevabı verin ya da vermeyin ama son olarak şunu diyebilirim sağlığımıza şükretmek ve daha yararlı şeyleri dertlenmek de güzel birşey biliyor musunuz..mantıklı bir şey..
hatta daha çok bir erdem bu günlerde..

8.17.2009

bu sıralar


sardı..

giant drag favorilerimde bayadır vardı ama artık vazgeçilmez bir şekilde dinleniyor tarafımdan..



8.16.2009

ilginç..

otobüsteyim..çok sıcak ve çok kalabalık..
karşımda bir kız var..güzelce bir kız..ben oturuyorum oysa karşı çaprazımda ayakta duruyor..
onun kim olduğunu biliyorum..arkadaşlarını biliyorum..
nereye gittiğini, nerde yaşadığını, hangi liseye gittiğini, soyadını, tatilde nerde olduğunu, fıstık yeşili hasır dolgu topuklu ayakkabıları olduğunu, şu an tiki-rock arasında sıkışmış olan ama lisedeki metalci halini, bikinisinin ne renk olduğunu, kimlerle takıldığını, hangi üniversitede hangi bölümü okuduğunu, facebookta fotoğraflarının altına insanların neler yazdığını falan hepsini biliyorum..kendine nasıl hayran olduğunu ve kasıntı havalarda takıldığını da biliyorum ve neden bunu yaptığını anlayabiliyorum..
çünkü o kız benim bir zamanlar en yakın arkadaşım, şimdiyse benden nefret eden, benim de onunla yanyana bile gelmek istemediğim ama bir şekilde sürekli aynı ortamlara denk düştüğümüz başka bir kızın en yakın arkadaşlarından..
o kızı biliyorum..tıpkı karşımda duran arkadaşını bildiğim gibi..
hatta kendine kör kütük aşık olan sevgilisini adaşım olan başka bir kıza kaptırışını, sonrasında girdiği bunalımları da biliyorum..
bir zamanlar en yakın arkadaşlığımın nasıl zoraki bir sidik yarışı içine sokulduğunu düşünüyorum..
en ufak şeyde geçirdiği kıskançlık krizlerini biliyorum..
nasıl onunla mutlu birşeyimi paylaşamadığımı..
bunaldığımı..
sonra farklı okulları kazanınca nasıl uzaklaşıp hiç konuşmaz hale gelişimizi hatırlıyorum..
erkek arkadaşımla gittiğim konserde ortak arkadaşlar yüzünden tüm gece nasıl aynı gruba düştüğümüzü hatırlıyorum(kader mi acaba tıpkı o gece gibi aynı üniversiteye düşmemiz!)..
onun kendi gibi fesat başka bir arkadaşıyla 3 dk dışarı çıkmamla erkek arkadaşımı nasıl hakkımda fişeklediğini biliyorum..
ve o otobüsteki güzelce kızın işte böyle bir kızla arkadaşlık ettiğini biliyorum..sanırım o farkında değil..ya da henüz değil..ya da o da aynı soydan ve böyle birbirlerini buldukları için mutlular..
tam bunları düşünüyorum ve yaklaşık 20 dk sonra kızın ağzında sinir bozucu bir şekilde oynattığı sakız eşliğinde bakışlarını bana bakarken yakalıyorum..çok kısa bir süre inceliyor beni..onu farkettiğimi görünce de kafasını çeviriyor..
o kız benim hakkımda hiçbirşey bilmiyor..
ben çok şey biliyorum..ikimiz de tanışmıyoruz ama ortak tanıdığımız kişinin verdiklerini ve veremediklerini biliyoruz..ama sanırım o bundan da haberdar değil..zaten o ifadesinden verdiğim kararlarımın ne kadar doğru olduğunu görüyorum..kendimi zaferle fişeklenmiş hissediyorum..
tuhaf..
böyle çok kişi var bildiğim..kim olduklarını ne yaptıklarını bildiğim falan..takipçi değilim ben..sadece çevrem çok geniş ve bir şekilde herşeyden haberim oluyor..dikkat çekmemek ve herkesçe tanınmamak ama bu kadar çok şeyi bilmek, iyice gözlemlemek insana kendini kocaman hissettiriyor..şanslı hissettiriyor..ilginç..

8.12.2009

uzun bir aradan sonra açılış yapacağım koku pardon konu..

yazı sevmiyorum..yazın otobüse binmektense nefret ediyorum..evimin şehir merkezine otobüsle koca 1 saat sürmesine hele hiç katlanamıyorum..neden insanlarımız banyo denen bir şeyin bilincinde değiller acaba..evet gerçekten toplu taşıma araçlarında dışlanası gelen bir mahluğa dönüşmekten zevk mi alıyorlar ki???**
ben olsam o kokuya bir de gerine gerine en tepedeki demirlere tutunmak için kollarımı kaldırmam kaldıramam da utanırım yahu..
1 saat boyunca eziyetin ne anlamı var..zaten havasız ortam bir de teke gibi kokan bunca insanları çekmek zorunda mıyım ben..ha sözüm yanlış anlaşılmasın otobüse binmekten gocunmuyorum ben ama her otobüse binişimden önce burun deliklerimin altına ve kenarlarına parfüm sıkmaktan gına geldi, bıktım!
isyanım ter kokusunu kamuya açan pis insanlara!
banyo yapın hem de her gün..samimiyim aşınmazsınız korkmayın..
ayıp yahu..