9.29.2009

i've got theese little things, she's got you..


veya crazy for feeling so lonely..

veya when i walk with someone new, you walk by me and i fall into pieces..
veya you made me love you, i didnt want to do it..
i guess you always knew it..
veya whos sorry now..

şahane şahane..
acaba rica etsem biri bana cdlerini alır mı patsy cline'ın ya da plaklarını falan(hazır doğum günüm de gelirken hihi) ???**

fakat fena olan birşey var, dinledikçe üzülüyorum güzel olanların hepsi eskide kalmak zorunda mıydı merak ediyorum..

ya da ben bu kadar geç..

9.28.2009

ebru namaldı yu rak haney!!

***


heheyt işte ebrucuğumun kıskanılası ellerinden karikatürize edilmiş hazallar..


mmmm..


..miii-kem-melll..




ebru yeryüzüne geri dön!!


(hahahasd dünden beri çektiğim yağlardan ötürü bu uyarıyı yapıyorum)

9.27.2009

tebrik ediyorum kendimi


o kadar karıştırmama rağmen bir problem yaşamadım..

güzeel..

iyi bir kızım ben..

yakında kanatlarım falan çıkıcak..

9.26.2009

alemsin

bu gece kız kıza alemiz..
evimiz de bir alem..
kafamız da..

9.24.2009

merak fena birşey

çocukluğumdan beri düşünüyorum hep birşeyler tam sayısını bilememek ne fena değil mi..
sayılamazlardan bahsetmiyorum..
sayılabilip de sayamadıklarımızdan daha doğrusu saymadıklarımızdan bahsediyorum..
mesela şuanda kafamda kaç tel saç var..
bugüne kadar kaç kez kaka yaptım..
acaba angelina jolie ilk biyolojik çocuğuna kaçıncı seksinde hamile kaldı..
şuan gecenin ikisinde 20 katlık ve 108 dairelik apartmanımızda kaç çift birbirini beceriyor..
(apartmandaki yaş ortalamasını göz önüne alırsak acaba beceriyolar mı ki)
evden defoluncaya kadar babama daha kaç gün tahammül edicem..
bugüne kadar kaç tane t-shirt giydim
(ama alışverişte kabinde denediklerimi de saycaz)
alışveriş merkezindeyken gözümü kestirdiğim bir noktaya kaç insan ayak bastı bugüne kadar..
ya da hayatımda toplam kaç kişiyle tanıştım..
bu kaçıncı banyo yapışım..
en çok hangi yemeği yedim..
toplam kaç kere salak dedim..
ilk conversimi aldığımdan beri kaç gün geçti..
şimdi koşsam mesela ve süpersonik bir yaratık olsam dünyayı ne kadar sürede turlarım..
bugüne kadar kaç kez yemek yedim..
kaç kez kustum..
acaba hergün bindiğim bu otobüsle yaptığım tüm kilometreleri toplasak kaç eder..
doğduğumdan beri saçlarımı hiç kestirmeme imkanım olsayı kaç metre saçım olurdu falan..
-çok saykoca dimi..
-hakketen..
-ya ama düşünsene bi ne kadar ki acaba..
-manyak mısın!?*
-yok ama harbi bi düşün..
-...
-gördüün müüü..
-hey allaaaam..
bunun bir de daha farklı verisyonları da var korkunç yani..

9.14.2009

duymadı galiba..

dün yolun kenarındaydım..yol bomboştu..
trafik lambasına baktım..
boş yola kırmızı yanıyordu..içimden o kadar inanarak seslendim ki..
tanrım eğer gerçekten varsan ve beni dinliyorsan lütfen bana bir işaret yolla, bana var olduğunu göster ve şu lambayı anında yeşil yap dedim..
bekledim..hala kırmızıydı..
lütfeeen dedim..
değişmedi..
duymadı galiba..
ya da daha önemli işleri mi vardı ki, dinliycek daha önemli insanlar???**
ama o çok büyük değil miydi..
herkese yetişmez miydi..
hem o kadar da büyük birşey istememiştim ne bileyim kar yağdır yağmur yağdır falan dememiştim..
yıldırımlar da fırlatmasına gerek yoktu..
ya da deprem olmasını beklememiştim..
aptal bir lambanın değişmesini istemiştim..
değişmedi..
küstü mü acaba bana..
bilmem belki de gözden çıkarmıştır beni..
çünkü evet bazen berbat şeyler yaparım..
ciddiyim..
duymadı galiba..
ya da en azından ben öyle olduğuna inanmak istiyorum..

9.08.2009

bugün..

başı kötü sonu güzel bir gün kıs kıs kıs..

pff

sakız çiğnemek istiyorum..
ama sakız çiğnememek de istiyorum..
yani sakız çiğnemek istemiyorum..
hem istiyorum, hem istemiyorum..
...
vazgeçtim..
çiğnemicem..

9.07.2009

beklentiler..


görmek istediğim beklenti dolu 3 film var..

oldukça sıkı duruyorlar..

birincisi 9 ekimde gösterime gircek olan Zooey'min (haha)

(500)Days Of Summer adlı filmi..

üstelik Matthew Gray Gubler da aynı film içinde şahane şahane şahane ..

ah Zooey..

tatlı Zooey..

tapılası kadın..

ikinci bahsettiğim film tekrar Zooey'nin çok büyük bir olasılıkla Janis Joplin'i canlandırcağı ve Amerika'da 2010da gösterime girmesi beklenen (artık buralara ne zaman gelir hiç bilmem ama bi çaresine bakarız mutlaka) Gospel According To Janis isimli film..

Janis gibi bir müzisyeni Zooey gibi bir şaheserin canlandırması fikir olarak destansı gelse de Zooey gibi kumral,çıtı pıtı,sakin ve sevimli mizaçlı bir hatunu nasıl Janis yapıcaklarını merak ediyorum..

oyunculukta mükemmel iş çıkacağının bilincindeyim ama ilk duyduğumda Kristen Stewart'ın Joan Jett'i canlandırması kadar imkansız geldi bir an için..

ve evet söylemişken zaten üçüncü beklediğim film de The Runaways yani Kristen Stewart'ın Joan Jett'i canlandıracağı film..

Joan Jett & The Blackhearts'a olan sevgimden ve biraz da merakımdan bekliyorum filmi..

biraz didikleyip film sahnelerinden çekilmiş fotoğraflara bakınca, pembe-beyaz marşmelov kıvamındaki 19luk Kristen'i, Joan'a nasıl çevirmişler ufak çaplı bir şaşkınlık geçirdim..

hani bazı şeyler insanın üstüne yapışır kalır ya aynen o kızcağız da sanki hep vampire aşık liseli olarak kalıcak gibi gelmişti..

ama öyle olmayacak gibi..ilginç..

eğer Zooey'e de böyle başarılı bir değişim geçirtirlerse sonuç yeri göğü inleticek cinsten olabilir..

Janis'in biyografisi niteliğindeki film de müthiş patlayabilir diyorum ben..

ama Janis'i izlemeye daha çoooook var gibi gelse de şimdilik bekleyip görüceğiz..

9.06.2009

lolita???**



dün tam anlamıyla film festivali yaptım evde..


sid & nancy'den tutup lolitaya kadar 3-5 film izledim..


lolitayı hiç izlememiştim..


orjinal '62 versiyonunu izledim dün siyah-beyaz..


şunu söyleyebilirim..


lolitanın içinde lolitalık hiçbirşey yoktu nerdeyse..

(yani evet itiraf etmek gerekirse tüm film hayal gücümü fişekliycek bir sahne bekledim ama ıı-ıh çıkmadı..)


lolitayla üvey babasının otelde oynadıkları oyun doğruluk-cesaretlik mi yoksa süper iç gıcıklayıcı erotik bir seks oyunu mu belli bile değildi..


lolitanın annesinin hafif meşrepliği, ölümü gibi inanılmaz abartılıydı..


hele film o kadar uzuyordu ki sonu inanılmaz bir oldu bittiye getiriliyordu falan..


sevemedim..


çoook daha doyurucu bir kurgu yapılınabilirmiş sanki..


gerçi nolursa olsun eski klasik bir film..


'97 versiyonunu görmedim gerçi umarım ilk halinden daha tatmin edici olmuştur ki sahne fotoğraflarından belli öyle gibi..onu da yakın bir zamanda izliycem..

9.05.2009

sid & nancy'i bir kez daha izledikten sonra..


aşık olmak için iyi sebeplerim var..

9.02.2009

ellerinle yaktığın ormanları gözyaşınla söndüremezsin..

güzel laf değil mi..
başlık olmak için çok uygun..
aslında çığlığımız olması lazım..
sinirliyim..çünkü çok fazla aptal insan var..
evet belki sen de aptalsın..
-o-
hava sıcak, tatilimin son günü ve ben denize giriyorum..bir süre sonra sinek sürüsü gibi geçen helikopterler, ben mutlu mutlu yüzerken denizden su taşıyorlar..hızlıca geçiyorlar..vakit kaybetmeden..
keyfim kaçıyor denizden fırlayıp çıkıyorum..
babam belki tatbikattır diyor..
biraz rahatlıyorum..
ertesi gün sabah erkenden yola çıkıyoruz..eve dönüyorum..
içim acıyor..tepeleri açık yeşil(bir ağaç ne kadar açık yeşil renkteyse o kadar gençtir) ve diğer tüm yeşil tonlarıyla dolu onca ağaç..
gövdeleri kömür haline gelmiş..
gözlerim doluyor..dün vızır vızır uçan helikopterler geliyor gözümün önüne..
biraz daha ilerliyoruz..bir tabela ve üzerinde ellerinle yaktığın ormanı gözyaşınla söndüremezsin yazıyor..
tokat gibi iniyor tokat!!
gözyaşlarımı nasıl sildiğimi hatırlamıyorum..
içim acıyor ama ağlamayı kesiyorum..
ağlayamıyorum, donup kalıyorum çünkü..
birileri yazıyor, birileri haklı..
biz millet olarak ağlamayı çok seviyoruz..
peki ben de dahil kaçımız sevdiğimiz o yeşil manzaralar için birşeyler yapıyor!?
biz ağlarsak dünyayı kim kurtarıcak..
biz zırlar ve unutursak halimiz nolucak..
o zaman bize kim ağlıycak..
aptalız biz aptal..vurdumduymaz değil aptalız..daha küçücükken kitaplarda yazan ormanı sev ormanı koru nâralarıyla büyüdüğümüz halde..doğruları bildiğimiz halde..uygulamaktan aciz, tembel, umursamaz bir millet olduğumuz için aptalız..
biryerlerden bir süpermen çıksa da bizi kurtarsa dediğimiz için aptalız..
vurdumduymazlık neymiş biliyor musunuz..
hayvanlardan olan farkımızı kullanmamak vurdumduymazlıkmış..aptallığımız onun sonucu ve sürekli ağlayan biz de gözyaşlarımızın esiriymişiz..
bu kadar..