11.29.2009

çok uğraştırdı ama..

heheheyt gene de üstesinden geldim..
hazal-şiyar ortak yapım..

video

11.27.2009

bayram tabi..

şeker bayramında, kurban bayramı mesajı atarak yazan herifler vardı..
aah ahh şimdi nerdeler, çok yalnızım hahahaasdd..
herkesin bayramı kutlu olsun..

11.26.2009

resmin ayrıntılı hali için, resme tıklayınız..


aslında "ayıp ulan" başlığıyla açmak lazımdı bu yazıyı..

iki gündür midemi bulandıran bi olay yaşıyorum..

üzerine "basmadan" geçemiycem..

çok ifşa etmiş olucam belki ama dayanamadım artık hakketti hatta az bile..



şimdi bizim okulda bir eleman var..
2 sene evel çok gereksiz bi tesadüfle tanıştık..
ve cidden "yüzeysel" bir samimiyet dışında birşeyimiz yok..
işte zaten bu yüzden şaşırıyorum bi yandan da benimle ne alakası olabilir, düşünüyorum..


bu arkadaşın sorunu ne tam olarak bilmemekle beraber, sorununun çözümünde ben hangi halkayım da bana sarıyor onu da anlamış değilim..

elemanla yukardaki diyaloğa benzer milyon tane konuşma geçti aramızda..
hatta yukarıdaki diyalog geçen onca lafın arasında en hafif, en masum, en edeplisi..
çok uzun zamandır engeli basmış olduğum için artık açayım anlamıştır herhalde düzelmiştir bi umut falan diye düşündüm ama baktım gene aynı terane devam ediyor bu akşam itibariyle tekrar engeli basmış ve silmiş bulunmaktayım..

arkadaşın sorunu görüldüğü gibi "kızsızlık"..
ne zaman okulda karşılaşsak "hazal bana karı bul, hazal bana karı bul, hazal karı bul.....bul..bul..bul.."moduna girmesi
fena halde sinirlerimi zıplatıyor..
(neden ben!?*)
kantinde bir masada tesadüfen yanımıza gelip oturan bi kızı bulup ona ayarlamam için beynimi matkaplaması da gıcık ediyor..
tersleyince de gitmiyor..
yapışıp kalıyor üstüne kabus gibi..
geçen alenen yüzüne "okulun bir genelev, benim de onu işleten bi mama olmadığımı" söylememe rağmen hala tanımadığım bi kızı bulup ona ayarlamam için ultimatom veriyor arkadaş..
ne am-salak herifsin!?*
ulan sen kimsin de ben sana kız yapıyorum!?*

evet okuduğum bölümün %80i kız ve ben çoğunu tanıyorum ama bu kadar uçkuru-gevşekliğe gerek yok..
ne biçim bi yaratıksın sen be adam!
senin kıza değil mideye ihtiyacı var..
okula her gittiğimde böyle birine sürekli uçkurunu mu hatırlatıyorum nedir midem kaldırmıyor be..
nefret ettim gerçekten..
hiç hoş değil, küçük düşürücü hatta ve ben çekiyor muyum nedir anlamadım..
hayır söyledikleri de o kadar bayağı ki güler misin, ağlar mısın, yoksa çakar mısın iki tane şaşırıyor insan..
ayrıca arkadaşa bu kadar gecenin 2lerinde arayıp, yok yetmedi msnde de yakalayıp adileşmesi için gereken samimiyeti verdiğimi de hatırlamıyorum..
bu nasıl bir midesizliktir..
ne biçim insansın sen..
insan mısın olm sen hatta..


ulan "bu olmazsa kimi ayarlarsın bana" diyen ağzına s.çsınlar senin..
bi gün baltayı taşa çarp da bi temiz dövsünler senide ben de kurtulayım be adam!

okuyorsan da al gör söyledim yetmedi yazıyorum seni görünce kusasım geliyor bağırsaklarıma kadar sen etik bi tehdit unsurusun olm!
senin gibi zarar ziyan yaratıklara toplumda kanayan yara diyorlar biliyor musun!
koskoca okulda da bi tipini s.ktikleri alper denen maymunla sen varsın buna örnek babür!
bi defol git..

11.25.2009

wii oyun konsolu kumandasıyla arkadaşını döven insan benim

ama tenis oynamaya çalışıyordum napayım
(olabilir o kişi hala benim)..
neyse bu kazadan sonra hem 70 milyonluk kumandayı daha fazla riske atmamak hem de arkadaşımı sakatlamamak için bowling oynamaya başlayan ve ard arda strikelar yapan da benim..
dolayısıyla arkadaşını dövmesi yetmezmiş gibi orta yerinden çatlatan da benim..
bugün çok güzel kabak oturtma yaptım(o da benim)..
bir de haftalardır hamile kadınlar gibi herşeye aşeren, dünyayı yiyen ve iki gündür midesi bozuk gezen de benim..
ayrıca deri kokusunu çok sevdiğim için metroda yürüyen merdivenlerde öndeki kadının suratımın hizasındaki çantasını koklayan da benim..
öyle işte..

11.23.2009

nato kafa nato mermer

gel de deli olma..
2 haftadır izmir'e kaçış planları yapıyorum..
ananem beni bekliyor..ben bu aptal ankarada tıkılıyım..
baba şen izin vermiyor ya..
sebebi de "daha yeni gelmişmişmişiziz!"
olcak iş değil..
hayatım boyunca hiç bir izmir fırsatını kaçırmadım ben sindiremiyorum..
memleketim benim, ananem benim..
özledim suyunu taşını insanını..
tülişimin de keyfi kaçtı bi heves bebeği geliyor diye seviniyordu..
görürsün baba şen..ben kaçmaz mıyım izmirime hele bi dur sınav aralarım gelsin..
gıcık ya..
tuttu mu damarın tam tutuyor..
bu ara benden yana gözüküyorlar dimi sana hiç bi işim rast gitmiyor resmen..

11.22.2009

ehehe retreat retreat..

bi olay var bayılıyorum..
mesela böyle çok abudik gubidik şeylerden yazıyorum, bildiğin havadan sudan falan herkes okuyor sular seller gibi yorum getiriyor derken sonra bir günüm çok mutsuz, ertesi günüm çok sinirli falan geçiyor ve haliyle yazdığıma da yansıyor..bi anda "öehehe bugün otobüste bi grup emo gördüm kafalarını cama dayayıp çıkan yağ iziyle adlarını yazıyorlardı öeeeheh" modundan çıkıyor herkes..
böyle yorumlar kesiliyor falan..
en güzel, en doğru ve belki de en içten yazılanlar onlar ama kimse dokunmuyor böyle sanki hiç yazılmamış gibi..
ya da konuştuğun zaman da olur bu bişey dersin o an herkes duvara bağlar..
(dengesiz mi, ne diyorsun!?)
ehehee önemli değil tabi..
gerçi bu tıpkı facebooktan bi arkadaşın bana "sana şaşıyorum bazen çok ciddisin, bazen ultra tiki misin nesin,bazen de özgür, eğlenceli biri var..festival gibisin ama bazen ne diyceğimi bilemiyorum,çekiniyorum.." yorumunu getirmesine benziyor..
hani bi anda değişkensin şuan ağlıyorsan yarım saat sonra güler misin..
nörotik misin nesin..
ve bunun gibi..
ama en çok ultra tiki kısmına takıldım..
beni benden aldı ahahaha..
şimdi açıklayım..
aslında dengesiz falan değilim..
belki biraz bazen her kızın olduğu kadar..
(hormonal hormonal)
eheheh doğruyu söyleyemk gerekirse bütün bunlar bridet jones'un günlüğüne dönen saçma sapan hayatım yüzünden johnny..
bi insan benim kadar cenabet,benim kadar şanssız, benim kadar kısmetsiz, benim kadar ters, benim kadar belayı çeken vs. olmayı becerebilirse alnından tutup öpmek ve neden festival gibi yaşadığını sorgulamamak gerek..
o gün içinde olan bi sebebi mutlaka vardır..
hey utku güldürdün beni resmen dostum..

11.21.2009

kadın programına seyirci olmak gibi birşeydi

bugün sürücü kursum başladı sabahın 9'nda kargalar b.kunu yemeden gidip asıl b.ku ben yedim..
hayatımda bu kadar zoraki gittiğim yer çok ender olur..
birisi beni istemediğim şeyleri yapmaya zorladığı zaman ne o işten hayır geliyor zaten ben de boğuluyormuşum gibi hissediyorum..agresifleşiyorum..sonra da sabah ki gibi kavga çıkıyor..
sanki her günüm aynı olmak zorunda benim..
gene ben suçluyum..
korkunç bir yer zaten çok az yerde bu kadar eğreti durduğumu biliyorum..
çoğu ilkokul terk(ne okumuş ki neyi terketmiş arkadaşlar), kadın programından fırlama bıyıklı tesettürlülerle derse giriyorum..
deli olucam gerçekten fenalık geçiricem..
ilk yardım dersinde nerdeyse tıbbi hiç bi b.k anlatmayıp sadece alkol haram günah diyen kadını mı dinlersin..
ders arasında benim ev mezarlığın orda geceleri sesler geliyor diyeni mi istersin..
dersin ortasında kadın sürücü b.ktur diyen hurdacıyı mı istersin..
önümde oturup tüm slaytı kapatan tesettürlüyü mü istersin..
çocuğunu evde bırakamayıp yanında getiren derste oyun hamuru oynatan kadını mı istersin..
ne ararsan var ve annem beni para verdim ben hede hödesi yaparak bu b.ka hala gitmeye zorluyor!
gel de sinir olma..
3 tane sınav geçirdiğim her gün 2şer saatlik uykuyla uyuduğum tüm haftadan sonra haftasonu uykumu bu aptal yere gitmek için bölmek de benim işime gelmiyor bıktım!
halsizim ateşim var ve evden çıkmak istemiyorum..
yaparım diyorum dinletemiyorum..
bunda birşey yok!
ilk kez alan ben değilim s.çtığımın ehliyetini!
okurum geçerim diyorum geçemezsem gel ağzıma sıç!
anlamıyorsun..
o ehliyeti g.te sokmak için almıyorum ben..
bu gidişle amacından sapıcam ama..
lanet olsun böyle işe..
rahat bırakın beni ya!

11.19.2009

teşekkürler burak..

dün ananem aradı daha iyi olup olmadığımı sormak için..
canım sıkkın..
geçen en son aradığımda tam konuşamamıştık bana yarım kalanlardan bahsetti..
açıkçası ananem bana 57'yi anlattı..
57'deki kalp kırıklığını..
çok yakın aile dostlarının oğluyla bebekken nasıl beşik kertmesi yapıldığını,yıllar sonra mimar yetişen o çocuğun bunu duyunca ananemi merak edip İzmir'e çıkıp gelişini,o gün ananemle birbirlerini nasıl beğendiklerini,çocuğun giderken ananeme beni bekle ailemi de alıp gelicem deyişini ve ananemin de tıpkı benim gibi mutluluktan, heycandan dizlerinin nasıl titrediğini anlattı..
ama hayır o çocuk hiçbir zaman gelmedi..
daha doğrusu gelemedi..
gelemediler..
evet istanbul'a dönen çocuk ailesiyle konuştu..haberler yollandı..izmir'e gemi bileti aldılar ancak fırtınadan gemi alabora oldu ve biletleri yandı..
ikinci gelme girişimlerindeyse kayıpları daha ağır oldu..çocuğun babası kalp krizi geçirerek öldü..bir sürü olaydan, araya giren zamandan sonra çocuk ananeme bir daha asla dönemedi..
ananem hep beklemiş..
lanet gibi..
canının canıyım ben onun, aramızda yarım asır var ama kırgınlığımız aynı..
kısmet diyor o,olmayınca olmuyor..
ama hiç olmıyacağı ya da hep böyle olucağı anlamına gelmiyor diyor,üzülme..
daha kötüsünü atlattın sen, bu da geçer en acı, en büyük kayıpları yaşamazsın umarım benim bitanem diyor bana..
haklı..
ama gene de benim içimden birşeyler kopup gidiyor..
kaderci, kısmetçi biri değilim ben..ama şanssızlık mı tesadüf mü adını da koyamıyorum..
geçen sene nisan ayında öpüp kokladığım, üzerine titrediğim, hayatımda ilk kez "evet ben bununla evlenirim.." dediğim adamı kendi ellerimle dünyanın öbür ucuna Kanada'ya yolladım ben..
bir daha hiç aranmadım..ufak bir "vardım,iyiyim.."mesajı bile almadım..telefonlarım hiç açılmadı..
yazdıklarım okunmadı..doğum gününde yolladığım kargo bana aynı şekilde geri döndü..
uzaktaki kocaman bir kara deliğe ağladım ben sanırım..
evet bu açıdan bakarsam terkedildim ben..
hem de çok pis terkedildim..
şimdi düşününce onu gerçekten hiç heycanlandırabildim mi, kızdırabildim mi,üzebildim mi, güldürebildim mi bilemiyorum bile..
ne olmuşsa olmuş ama değmemiş demek ki..
peki nerden bilebilirdim ben ona ağlarken, senin benim k.çı kırık bir fotoğrafımla beni isteyip, benle tanışmak isteyip, durmadan benim nasıl bir kız olduğumu sorup, hayatımda birilerinin olup olmadığını merak ettiğini..o zaman karşıma çıksan bile gözüm görmezdi..ki en güzeli aylar sonra ben yaralarımı sarıp, bunu da atlatıp iyileştikten sonra seninle çok tesadüfi tanışınca gerçekleşti..
belki de 8 ay sonra ilk kez o gidenle kıyaslamadım birilerini..
ilk kez seni, kendin olduğun için tanımak istedim ve bunun için heycanlandım..
8 ay sonra ilk kez bir buluşmaya midem ağzımda gittim bunu saklayamam..belki sen de benim gibi hissettin..ve tüm bunlara rağmen birlikte olamıyoruz..
çünkü seni de Kanada'ya gönderiyorum..gene kendi ellerimle gene nisan ayında..
şaka gibi..
üstelik bunun tanıştığımız, birbirimize açıldığımız hafta kesinleşmesi de çok ironik..hatta trajikomik..
şuan hala o kadar imkansız geliyor ki..
sen yazdan beri beni kafaya koymuşken ve buna rağmen biz kasımda ancak tanışabilmişken, ben tüm yaralarımı henüz sarmışken ve birileri için yeniden heycanlanmışken, ikimiz birbirimize açılmışken, yani herşey tamamken bana bombok bir suratla gidiyorum demen sanki kırdığım bir kemiğimi aynı yerden bir daha kırma hissini yaşatıyor..
iki gündür sanki birisi göğsümün üstüne spor çantası bırakıp gitmiş gibi, bir ağırlık var..
işin en kötüsü elim kolum bağlı, ben herşeyi kontrol edemiyorum ve kontrol edemediğim tüm herşey benim hayatımı yer yer bana dar ediyor..
ne diyebilirim ki sanırım ananem haklı olmayınca olmuyor..
yalnız bir fark var..
kesinlikle aynı senaryoyu bir daha okumama rağmen aynı şeyleri yaşamadığımı farkediyorum burak..
sen tüm bunlara rağmen kendini baştan geri çekiyorsun..
tüm yaz boyunca tanışmak istediğin kız da tamam demişken hayatına girip, gidicem biliyorsun diyerek yüzüstü bırakmıyorsun..
birşeyler hissetmene rağmen, kendimi senden uzak tutucak gücüm kalmadı gibisinden şeyler zırvalamıyorsun bana..
bunun yerine gidene kadar takılmak senle yaşayabilceğim birşey değil diyorsun bana..
beni tanımak için ölüyormuşsun ki evet daha ilk gördüğün an anlamışsındır ben bağlanırım çünkü..
ve sen beni seçmiyorsun artık..
bir daha bunları yaşamama sebep olmayı seçmiyorsun aslında..
aynı şeyi yapan adam olmayı seçmiyorsun..
bu yüzden benim içimde daha da devleşiyorsun..
bu durumda bize bile bile lades dememekten, oluruna bırakıp kendi hayatlarımıza dönmekten, başka seçenek kalmıyor..
şu saatten sonra sadece bu kadar ben olmayı başarabilmiş, içimde bu kadar saygı uyandırabilmiş bir adamın sevgilisi olamıyıcağıma üzülürüm ben..
bu blogda yazdıklarımı takip ediyor musun bilmiyorum ama bilmeye hakkın var teşekkür ederim burak gerçekten..
sırf bunun için bile değerdi, keşke "biz" olsaydık ama önemi yok..
kocaman, mükemmel bir adamsın sen..
ne zaman olursa olsun beni tekrar bulmanı istiyceğim bir adamsın..

11.18.2009

bir blues fest geçti bilkentten..











geçtiğimiz cuma efes pilsen blues festteydim..
blues olur hazal kaçırır mı johnny..

şimdi blues konserlerinin nasıl olduğunu burdan açıklamama gerek yok sanırım şüphesiz hepimiz 18 yaş altı duman konserleri gibi olmadığını biliyoruz..
blues konserleri daha tenha ve şüphesiz daha nezih olur..
dinleyici yoktur olanı da bellidir falan..
gene de nerde ne yapmaya geldiğini şaşıran bi takım aptal insanlar da yok değil..
(evet heryerde var biraz onlardan..)
düğüne gelir gibi giyineni mi istersin,
(makyajlar öyle böyle değil)
mezuniyet balosuna gelir gibi 15627389 cm topuklu giyineni mi istersin,
(hala düşünüyorum ayaktasın kızım 3-5 saat neden!?*),
teşhirciler gibi karpuzunu portakalını ortaya atıp çıkanı mı istersin,
(gerçi tamam çok sağlam hatunlar vardı şimdi kendi hatunluğumdan utandım)
içki serbest diye dibine düşeni mi istersin,
(içkinin serbest olması otelin lobisine, yetmedi otoparkına kusmanı, sıçmanı gerektirmiyor hayvan dokunuyorsa içme!)

ne ararsan vardı ama fortçu yoktu şimdi allahı var..
gerçi bi hatun düştü önüme aman yarappim evlerden ırak!
(herkesin yumuşak el hareketleri veya alkışlarıyla eşlik ettiği sırada neden tekno yapar bir insan!?*)
kaç kere korktum dedim bu salak karı kesin ağzımı burnumu elime verecek herhalde diye..
o elin geçişlerini ciuvv ciuuvv eden rüzgarıyla hala hissediyorum düşündükçe..
zaten kendimi savunmaktan birkaç şarkı kaçırdım diyebilirim..
yer değiştirdiğimde gene önüme geçmesi ayrı bi olaydı zaten tüm gece yürek yarasıydı benim için en sonunda dayanamadım fotoğrafını çektim evet fotoğraflardaki bu kırmızılı hatun o hatun!
fotosunu çektiğimde en son yorgun düşmüştü heralde sarfettiği efor yüzünden yüzü kıpkırmızı olmuş..
ama konserler şarkılar güzeldi tabi..
terry evans'ın salondaki tüm hatunları miyavlatması falan eğlenceliydi..
bulduğum boş bir bira kasasının üstüne çıkıp tüm gece boyunca fıstık gibi fotoğraflar yakalamam da yanıma kar kaldı..
pişman değilim gene olsun gene giderim..

11.17.2009

defoluyum ben

çok uykum var..
açım..yemek yiyorum ama midem bulanıyor..
ayrıca çişim geldi..
hava soğuk üşüyorum..
sınavlar var..
saatler yetmiyor..
sıkıldım..
acı çekiyorum..
daha ne olsun..

11.16.2009

çok güzel iç çekerim

video

en güzel şey







son zamanlarda başıma gelen en güzel şey pixies'in eski hatun üyesi kim deal'ın the breeders'ı ve the amps'ini keşfetmek oldu herhalde..



tuhaf olan şey the breeders ve the amps'in ikisinin de kim deal'in grubu olduğunu bilmiyordum ilk dinlediğimde..



ironik..



tavsiye ederim..



çok iddalı gelmeyebilir ama iddalı şeyler hissederek yaşamadığın zaman mutlu eden bir altyapıları var bunların..



sevdim..

hatta favori gösterebilceğim parçaları var; Iris, Little Fury, Drivin On, Do You Love Me Now? bunlardan birkaçı..
ayrıca Happiness Is A Warm Gun'da geçen "i need a fix coz im goin down" beni ancak bu kadar iyi anlatabilirmiş o kısımda kendimden geçiyorum..
sesine ölürüm kim deal..



11.15.2009

oha.

çok imkansız..
o kadar imkansız ki..

11.13.2009

çirkef ikinci öğretimler

of of aslan şeklindeki kalemkutumu kaybettim..aslında o aslan şeklindeki kalemkutum değil "hünkâr"..
sınavda sıramın altına düşmüştü eğğilip alamadım o an sonra da çıktım sınavdan şapşal şapşal ve hükâr artık yok!
bizden sonra derse giren ikinci öğretimler var kayıp odasına da bişey gitmediğine göre onlar almış çünkü bana getiren bi arkadaşım da olmadı..
pff olm var ya kesin ikinci öğretimler var bu işin içinde ya..
kızlar tuvaletinde kapıların arkasına ilan asmayı falan düşünüyorum kim götürdüyse getirsin diye çünkü üstüne kokum sinmişti onun ve içinde milyonluk kalemler uçlar silgiler vardı..
bir daha bulamam hünkârımdan bi tane daha olm hakketen abdestim mi tutmuyor da böyle şeyler geliyor başıma lan!
gidip sildircem dövmemi haa!!
en sonunda o olcak yani..
neyse ama güzel şeyler de olmuyor değil mesela bugün pakizeme kavuştum(objektifim biricik slr makinam) yeni bi pakize alcak param olmadığından 50 milyon tamir parasıyla kurtarmak tamir eden ali amcanın boynuna atlayıp, kemiklerini kırarcasına sarılmama sebep oldu..etraftaki hiç kimsenin buna anlam verememiş olması da umrumda değil..
ali amca helal olsun sana ilk başta "ölü gibi bu" dediğinde dünyalarım yıkılmıştı ama yarın bambaşka gün olucak pakizemle tekrar hayattan kareler yakalıycam..
ayrıca kişisel eşyalarımı seviyorum ben herbirinin üstünde kokum var..
hepsi benim..bir daha dikkat etmezsem de böyle işler açarsam başıma şimdiden diyorum aha "O" böyle olayım..
yarın bilkentte blues fest var pakizem..terry evans fonunda flaşlarınla öp beni..
seni seviyorum..

11.12.2009

efendim güldüm, açıklıyorum..


oha olm sınır tanımıyolar lan resmen haha..

ama ben çözdüm açıklık getiricem..

1)kimsin sen!?*

(aslında burda iki ihtimal var..Ya soyadından utanan çekinen vs bi arkadaşla karşı karşıyayız yani soyadı kakagül gibi bişey de olabilir ya da ikincisi ben gizemli bi herifim izlenimi yaratmak istiyoruz..tabi ikisi de durumu daha iyi yapmıyor..)


2)bana ne kardeşim!?*

(bigün gelirsin pul koleksiyonumu gösteririm yavrrrru semtim de güzel bebek para desen bende gani gani hani..mi !?*)


3)hayran olurken gördüm seni..(fanlık bahane, foton şahane)


4)lisede "türkçe örtmeniiin" kimdi olm senin(yani görüşelim diyor burdan arkadaşın ne kadar çaresiz olduğunu açıkça görebiliyoruz)


5)ulan hep feysbuk yüzünden, yuva yıkarsın lan feysbuk..


6)bekle sen daha bebişim..
öpüyorum seni buralardan şuralardan oralardan..

11.11.2009

19 yaşındayım ve bıktım diyebiliyorum

tüm filmlerde aşk var..
aptalca bizi kandırmalarına gerek yok çünkü aşk denen şey 2 kilo kabak yedikten sonra tuvalette sıçtığında bile çıkmıyor..
öyle bişey yok..
19 yaşındayım ve bıktım..sadece bişekilde kafama giren sevgi aşk vesaire kavramlarının açlığı yüzünden kulağının kiri boynundan akan ağzı kokan tüyü bitiklere katlanmak zorunda mıyım..
neden kendimi bu kadar açaltıyorum..
üzülmeye yerim kalmadı benim..
sizi istemiyorum..
bu kadar aç olmaktan nefret ediyorum..
aciz olmaktan bıktım..
midem bulanıyor..
insanların mutluluğu midemi bulandırıyor..

11.09.2009

daha da burger'a gelmem nokta

ıı-ıh!
mahvoldum..
midem burulup duruyor içim dışıma çıktı..
galiba zehirlenme tehlikesi falan geçiriyorum hey allahım çekiyorum galiba aksilikleri..
yetmezmiş gibi insanın a. gibi bi arkadaşı olunca duydukların çektiğin bulantıların üzerine tuz biber oluyor..
şahsen biraz evel telefonda yardım için aradığım a.'dan "dövmedendir olm abdestin tutmuyo senin ondan böyle çekiyosun belayı öhahamaöaöhahahaha" şeklindeki hede hödelere maruz kaldım..
hayatımdaki bütün bulantıları tek bi seferde yaşıyormuşum gibi hissediyorum..
kısacası daha da burger'a gelmem..
(yok sana burgerking)
ayrıca tam foto çekmelik zamanda ortada b.k gibi kalmam da çok şukela oldu..
makinamı istiyorum ben bebeğimi istiyorum..
bebeğim seni özlüyorum..
şak şak şak şak şak seslerini özlüyorum..
flaşlarınla yüzümü sevişini özlüyorum..
yaz kış demeden çöken omuzlarıma bakmadan şikayet bile etmeden seni taşıyışımı özlüyorum..
artıksırf ağırlık olsun diye makyaj çantası taşımaya başladım ben açılıp kapanan rujları değil..
objektifimi istiyorum..
geri dön lan..
sadece aşık bi genç kızın yakarışları değil bunlar..
evlat acısı gibi koydu hala o düşüşün gözlerimin önünde..
lanet olsun bu ellere sana bakamadılar..
(aaaaaaaahhh sarıl bana johnny ağlıycam bu gece)

11.08.2009

sözüm sana dostum

hey!
benzinlikte gecenin bi vakti arabayı ve beni tazyikli suyla yıkayan adam evet sensin sen doğru bildin..
özledim seni..
sana sevgilerimi gönderiyorum burdan..
hatta bir de yetmedi öpüyorum kocaman kocaman..
anladın sen..

mutluyum mutluyum mutluyum..

mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu
mutlu..
aaaaaaaah 7 aydan sonra ilk kez bu kadar mutluyum gerçekten mutluyum..
bozulmasınnn
lütfen lütfen lütfen..

11.07.2009

olm hepinizi dayak arsızı yapıcam bigün

bir daha bana cinsel hayatınızla ilgili sorular sormayın!
1)adım haydar değil.
2)ilgilenmiyorum.ilgilenmicem de bana ne sizin aşna fişnenizden!?
uçkurunuzu tutverin bu kadar tutuşcaksınız..
ben gösterip de vermeyenlerdenim olm bi öğrenemediniz gitti ha..
hayret bişey ben nerden bileyim o sorduklarınızı..

11.04.2009

kimdir bu "en yakın arkadaş"

kimdir bu "en yakın", "pek yakın", "çok yakın", hatta caaaaandır caaaaan dediğimiz arkadaş!?*
artık tak etti bunu bi ele alıcam..
aslında çok yaşadım ama hep aynı şeyleri yaşayınca insan kendini çok tecrübe etmiş saymıyor bilesin..
herkes inatla aynı şeyden şikayet ederken göz göre göre bu tavırlar neden..
kıssadan hisse o "en yakın arkadaş"ı bulma umutsuzluğum, imkansız aşkımı bulma konusundaki umutsuzluğumu bile 3le toplamış 5le çarpmışken, yok öyle birşey yalan dolan derken yaptığım araştırma sonunuçları da bunu tasdiklercesine hede höde hede hede
(bitmedi bu cümle, bitmez)
(ama yalan değil bak google'da arat çıkmıyo)
(oha.)
evet doğru..
en yakın arkadaşım pek olmadı benim o yüzden tam olarak tanımlayamam..
(sözüm meclisten dışarı)
ama bugüne kadar rastladığım "en yakın arkadaş" potansiyeline sahip insanoğlu(larının)nun genel anatomisini aşağıdaki gibi açıklayabilir ve biraz olsun bişeylere ışık tutabilirim..
eğer,
bugüne dek sabahları çayını alırken yalnızsan, dersin nerde olduğunu sormak için bile ulaşamıyorsan, sınıfa gidince yanında boş bir yer bulamıyorsan, alt tarafı 1 saatlik öğle arasında o tek başına ders çalışmayı yeğliyorsa ve sen hala yalnızsan, hiç biri olmadı çıkışta yarım saatini bile ayır(a)mıyorsa, sınıfta nerde oturduğunu sorup yanına geçmektense arkana oturuyorsa
(hala düşünmekteyim neden??*)
ve sen tanımadığın insanlarla ders dinliyorsan
(bak haftasonlarını katmadım bile dikkat ettiysen),
aldığın doğum günü hediyesini takmaktansa sınıftan öylesine birinin verdiği k.çı kırık şalı boynundan çıkarmıyorsa ve tüm bunlar yüzünden okula giderken kafanda soru işaretleri oluşmaya başlamışsa, kendinde bir sorun arıyorsan bence
"en yakın arkadaş"ın olmak zorunda değil..
(bu noktada kaç)
herhangi birisi için demiyorum..
"en yakın arkadaş" kavramına sahip olup olmamaktan bahsediyorum..
öylece kırılıyorsun..
(arkana bile bakmadan kaç)
beklentilerimizi törpülemek, ezmek hatta dövmek ve içimize gömmek,gömmeyi öğrenmek, gariplerimize, öğrenmeyenlere öğretmek gerek en tez vakitinden..
(bkz: ben nerde yanlış yaptım??*)
(sorun sen değilsin benim)
(benimle oynamıyorlar anne)
itiraf ettim işte..
işte bu yüzden annem bana 20 yaşımdan sonra kedi aldı..
(ancak şimdi bitti)
-mutlu son??*-

11.03.2009

biriktiriyorum sonra "açıcam"

sınav nedeniyle içime atıyorum..
sonra bir açıcam, pir açıcam..
açılımımı bekleyin..
ya da beklemeyin..