6.28.2010

bu kum torbası başa geçer


bugün, son dakika umudumu kesmişken ayarlanan ultra t.şaklı stajım başlıyor.
sabah 8, akşam 8 non-stop ayakta geçicek günler geldi,
kaçış da yok
zevk almaya bakıcam artık..

pazar hariç her gün labda olucağım için,
bu önümüzdeki 1.5 ay bu blogdan pek de hayır gelmicek haliyle

"yok artık eskisi gibi güldürmüyorsun"
zihniyetindeki arkadaşlar hayal kırıklığına uğrayabilirler
herkesin gönlünü eğleyemiyorum ne yazık ki..

ama çok isterlerse emre belözoğulunun twitterına falan bakabilirler,
ne de olsa bi ayrı mal..

6.27.2010

hayat işte


çok sevdiğim iki kişi nişanlandılar bi süre önce..
biz beraberken onlar arasında birşey yoktu aslında,
içimi geçirerek ne kadar şirinler değil mi keşke birlikte olsalar diye sormuştum,
evet diye başını sallamıştı..

herşey onların gözü önünde olup bitmişti,
şimdi o iki kişi birlikteler ve çok mutlular..
ben de çok seviyorum onları kardeşimmişçesine
ve ben de en az onlar kadar mutlu hissediyorum ilişkilerini gördükçe
hiç içim acımıyormuşçasına..

6.26.2010

bir kızılderili hikayesi


kabilenin reisi, küçük torunuyla çadırlarının önünde oturuyorlardı
yanlarında biri siyah biri beyaz iki köpek boğuşup duruyordu.
küçük çocuk dayanamadı ve dedesine sordu;
"kendimi bildim bileli bu iki köpek boğuşuyor,
neden onları ayırmıyoruz?*"

reis çocuğa yanıt verdi;
"bu köpekler bana içimizdeki iyi ve kötülüğü hatırlatıyor,
durmadan boğuşmalarını izledikçe içimdeki iyi ve kötünün savaşını hissediyorum."
ve ekledi
"hayatta da iyilik ve kötülük işte böyle durmadan birbiriyle mücadele eder"

çocuk anladı;
"ama bir mücadele varsa kazananı da olmalı"
çocuk hangisinin kazanıcağını bekleyerek köpekleri izledi
bir müddet sonra sıkıldı ve dayanamayarak sordu;
"peki hangisi kazanıcak?*"

işte reis o zaman gülümsedi ve yanıt verdi;
"ben hangisini daha iyi beslersem."


bu küçük ve basit hikayeye,
kitapevinde göz gezdirdiğim
kızılderililerle ilgili bir kitapta rastladım
hoşuma gitti öylece..


kızılderililerle ilgili herşey
küçüklüğümden beri ilgimi çekerdi zaten

6.23.2010

hazırlanmak için


bazen o kadar küçük, amaçsız ve cahil hissediyorum ki kendimi
o rahat, kendinden emin gözüken, neşeli, tazecik 19 yaşında görünürken ben,
kafasının arka odalarında biryerlerde
kendisiyle kavga eden bir kız çocuğu olduğumu bilmiyorlar,
göremiyorlar bile.
insan çoğalarak, artarak büyümeli ya destekle ya da yalnız.

ben bana katıcak herşeyi, hepsini istiyorum
ve anladım ki
insanın çıldırmamak için bi klavuza gereksinimi ciddi anlamda gerçek bazen

tüm sorun klavuzunun nasıl bir otorite olucağı
bilinçaltına yerleştirilen doğruluk zincirlerini zorlarsan,
ufak da olsa ne istediğin hakkında bir fikir sahibi oluyorsun
ve şansın yaver giderse buluyorsun da sanırım.


6.22.2010

şimdi no offence

dün bi kez daha haklı çıkmanın gururunu yaşadım
şimdi alınmaca gücenmece yok

herifler
(sözüm meclisten dışarı)
ama
size sesleniyorum
"harbi çok ucuza gidiyorsunuz!"
çünkü bir erkeğin bir elbise fiyatına satın alınabilceği
gerçeğini merkez kantinde falan görüyoruz artık şahane isnt it coni!?*

geçen gayet gündelik kot, t-shirt giyip gittiğim okulda,
yanımdaki arkadaşıma hayvanlar gibi asılıp,
bana da masada duran emanetmişim de ayıp olmıycakmış edasıyla ismimi soran hıyar
bugün yeni aldığım elbisemi giyip gittiğimde
nedense
bir anda benimle ilgili şeylerle ilgilenir oldu.
konuştuğum şeyler onu meraklandırmaya başladı falan.
o geçen masada kendimi emanet gibi hissettiren adam k.çımın kenarı bile olmadığın gerçeği ve bunun verdiği tatmini yaşattın bana..
yazık
bir elbise alt tarafı!
39.90 TL
çok ucuzsun ve de ezik..
aferin!





6.19.2010

hayırdır

nedense yeni girdiğim bir ortamda
(ortam dediğim de okul, bi dernek, kurs vb bir yer,
arkadaş grubu gibi sınırlı değil)
gözüm bir şekilde birisine takılıyor kız erkek farketmeden,
sonra o yıl içinde mutlaka o kişiyle ilgili bir şey başıma geliyor
ya sevdiğim çocuk o kızla çıkmaya başlar mesela
ya da o gözümün takıldığı her yerde rastladığım kız ilerde başıma bela olur falan..
bir değil iki değil sürekli olunca bu durum
zar zor bir tarafa bırakmayı öğrendiğim önyargılarımı,
ister istemez gene omuzlarıma alır oldum..
acaba algıda seçicilik dedikleri şey mi bu
psişik alemde bir açıklaması var mıdır
yoksa hem içim saf, içim temiz
hem de biraz aptalım da malum mu oluyordur nedir?*
hayırdır inşallah..

6.13.2010

tivitır


mizah anlayışınıza tüküreyim

6.12.2010

itiraf ediyorum bak


"neden spor yapmıyorum"un kanıtı.
ilkokulda, ortaokulda, lisede beden eğitimi 5 olamamış gitmiş bir insanım ben.
çünküüü lisede her ay 4 kez adet olurdum ben(!),
o da her hafta beden eğitiminin olduğu güne rastlardı ne yazık ki.
(vallaha bak!)

tabi ki bu durumun bütün eğitim öğretim hayatım boyunca,
her beden eğitimi dersi,
kıçları birer çift minik kuklalara benzeyen daracık eşofmanlı kızların yanında
kendimi 46 numara gibi hissetmemle hiç alakası yok.
kim çıkarıyor bu lafları, kim kim kim!?*

6.11.2010

bugün bencelerimi sıçıyorum buraya


hiç birşey, hiç kimse vazgeçilmez değilse
sevgi de aşk da yoktur
bence.

ve bence herşey zamanla yoluna giriyor.

bence ne hissedersen hisset,
bir anda çeşit çeşit gelen tüm o duygular
güven, sevgi, aşk vb. kavramların devamlılığının garantisini vermiyor.
bugün hayatında olduğuna inandığın tüm o kavramların yarın uyandığında hala orda olacağının garantisini verebilir mi kimse?*
bi anda sebepsiz ya da gerekli bir gerekçeyle hayatından çıkmış olabilir
ki genelde sebepsiz yok olur gider, biter, azalır(mı)
bence olduğunu savunmak bile saçma bu durumda.

ama bencil yaradılışta olduğumuzdan öyle olmasını istiyoruz,
öyle olduğuna, olacağına inandırıyoruz.
bence hisleri çok ciddiye almamak gerek o yüzden.
sırf nerden nasıl oluştuğunu, geldiğini bilmediğin duygulara takılıp
bunlar var ulan gerçek demek fantazi bence biraz.

sahip olma arzusu var,
hayvanlar gibi düzüşme iç güdüsü var.
neyse işte diyorum ki
ben sıçtım buraya salavat getiriyorum
çünkü bilirsin,
sonuçta ne hissediceğini kontrol edemiyorsun,
ne isteyeceğini kontrol edemediğin gibi.

6.10.2010

dinleyin insanlar: öneriyorum..


metal metal nereye kadar!?*
trip-hop dinleyin,
Archive dinleyin.
özellikle
"you make me feel"
şarkısıyla başlayın.
.

6.09.2010

yeni t-box reklamlarını gördünüz mü












görmediyseniz yakında gösterirler zaten,
ne demişler,
seks sattırır..
ulan t-box!


6.07.2010

yalnızlık zor değil mi

geceleri hele çok fena bastırıyor
öyleki telefonunu kaybeden arkadaşa,
olm telefonunu kaybettiysen sevgilinle nasıl haberleşiyorsun diye mesaj atıyorum
eğitilebilirim en azından
o da yetmeli bazen

6.06.2010

tam meblağ

son zamanlarımı pek bir hızlı aynı zamanda bir o kadar aval geçirdiğim için kısa kısa kusuyorum
geceleri yorgunluğuma rağmen dalmakta güçlük çekiyorum
halbuki ben hep sırt üstü yatarım.
ve penceremin pervazına gözüm takılıyor
gözlerim yarı açık ama sabit sabit bütün gece oraya bakıyorum.
herkes en iyi kendi tavanını bilir
ama ben tavanıma bakamıyorum
çünkü gözlerimi tam tepeme dikmem lazım fakat ben yarı açık tutabiliyorum
gene de ölü gibi ve tavanına bakan
insandaki aynı mallık yok değil var.