8.17.2010

işsizlik

geçen (dediğim oluyor baya) bir arkadaşım sağolsun beni mimlemişti işsizlik konusunda.
ne vakit bulamadığım, ne de yazmaya istek duymadığımdan,
o an birşeyler paylaşmadım konu üzerine.

nah şimdi yazıyorum buraya işsizliğin ne olduğunu.

belki bu açı,
insanlar yemeye, içmeye üste başa giyecek bulamazken,
biraz paraya muhtaçken şımarıklık gibi gözükücek ordan.
ama bana kalırsa bu da bir açıdan işsizliğin açılımı
ve
işsizlik neymiş biliyor musun..


işsizlik,
parayı bulunca çocuğuna,
gözünün yaşına falan bakmadan
magandaya dönmüş bir kocanın yıkıntıları altında geçinmek için,
15 yılını, hayallerini, gençliğini 800 lira kazanmak uğruna heba etmekmiş.


işsizlik,
çoluğunla çocuğunla vakit geçirip,
evinde, ailenle huzurlu bikaç saat geçirmek için,
çalışma arkadaşlarına karşı,
izin günleri uğruna,
tıpkı leşe üşüşen kargalar gibi kıyasıya rekabet etmek zorunda kalmak
ve
bunun savaşını vermekmiş.


işsizlik,
aileler yüzünden evlendiğin,
sadece önüne sıcak yemek getirmesini dilediğin,
kara cahil bir kadınla evlenmek zorunda kalıp,
yeni doğacak çocuğun için fazladan mesai yapıp,
bir ay hiç durmadan çalışmakmış.



işsizlik,
senden hiçbir üstün vasfı olmayan
kompleksli, avam insanların
ağız kokusunu çekmek zorunda kalmakmış.


işsizlik,
aslında iş bulamamak değil,
telafisi olmayan kayıplarla, yıkımlarla dolu bir hayat yaşamak zorunda kalmakmış bence,
benim gördüğüme göre.








hani yazmıştım herhalde buraya,
stajımın başlayacağını.


gerçekten yeni bir dünya gördüm.
harcanmış bir çok hayat var bana kalırsa,
hepsi bir şekilde hayatta kalmak için çalışıyorlar.

herbiri çeşitli sebeplerden vazgeçmişler kendilerinden.
sadece uzun çöpü çekmek için nefes alıyorlar.
sadece bu sefer sıra onlara gelmesin diye ertesi sabaha tahammül ediyorlar.

ve
benim yarın ordaki son günüm,
haftasonu tatile çıkıp,
döndüğümde,
tatlı öğrencilik günlerime geri dönücem.

ama o güzelim insanlar,
orada kimse varlıklarını bilmeden,
tükeninceye kadar yanmaya devam edicekler.


şu an o denli koymuyor belki,
ama itiraf etmek gerekirse ben,
gelecekten ilk kez bu denli ciddi korktum.


hayattaki denge hep bu şekilde mi olmak zorunda,
birileri saçma sapan gayelerle bir rüyayı yaşarken,
diğerleri birer sokak lambası gibi
sadece iş görmeye ve tükenmeye mi mahkum diye düşünmeden edemedim.
belki de böyle olması gerek.
ama böyle olması gerçeğine üzülüyorum.

1 yorum: