12.21.2010



you dont have any idea what you're getting yourself into!

12.16.2010

RICE


yaklaşık 3 aydır taşınıyoruz da biz
onun için bir süredir
ev ile ilgili olan tasarımlar özellikle ilgimi çekiyor.

geçenlerde danimarkalı bir çiftin söyleşisine rastladım
aldığım dergilerden birinde,
tamamen beyaz ahşap mobilyalar üzerine
döşenmiş rengarenk inanılmaz sevimli şeylerle fotoğraflamışlar evlerini,
tabi görür görmez yarattıkları sıcacık hava hoşuma gitti.

beyaz eskitme stil mobilyalar benim de çok hoşuma gider,
(kaldı ki yeni odamı 50lerde kalma küçük gül desenli perdeler
ve
baştan aşağı beyaz ahşaptan mobilyalarla döşüyorum bu yüzden)
bir an önce taşınabilir ve yerleşirsek artık detaylarını paylaşırım burdan zaten.

neyse
işte baktım bu çift de benim hoşuma giden tarzda evlerini döşemişler hayran kaldım
bir de
anladığım kadarıyla tasarımlarını yaparken 60ların 70lerin etkisinde kalmışlar oldukça,
çok da güzel olmuş
keza onlar da sitelerinde kendileri için şöyle bir açıklama yapmışlar:

"We are known for our colorful melamine, handmade baskets and storage and our hand glazed Italian tableware.Our designs are inspired by the 'good old days' and are very down to earth with lots of detail. We hope to colour you happy when you are washing, cleaning, baking and relaxing in your home. We have a big heart and a strong social ethic."

şirin değil mi

merak edenler varsa
tık

12.10.2010

askeri bir hattı 30 dakika nasıl meşgul ettim

dün yaklaşık 4 aydır askerde olan bir arkadaşımı aradım,
bir ortak arkadaşımızın bana verdiği,
telefon numarasından çok
kontör yüklemek için girilen 16 haneli rakam öbeğine benzeyen bir numaradan süpriz yaptım.
arkadaşım;
"ben başçavuş dırırırı" derken ben çoktan
"kız ben sağaa dimeediiiim miii karşikiii deağler cendeeermeee cendeeerme"
nidalarına girmiştim bile.
sevindi ama gariban
ben de mutlu oldum heheh

"5 gün sonra gene nöbetteyim gene ara"
şeklinde ultimatomu aldıktan sonra gece 2 de ben yatağıma arkadaşım nöbetine yollandı.

eee
tadını aldı bi kere bırakmaz artık
ghfjdkslkjfhjdksl

bu da böyle bir anı olmuş oldu işte
umarım askeri hattan kayda alınıp da
gecenin 1.30'nda askeri hattı meşgul eden kız
olarak başımı belaya sokmamışımdır
neyse artık geç de zaten.


çok çok öptüm.

12.07.2010

dersimiz "Neurofunk"


bayadır gönülleri eğleyemiyorum farkındayım
bari biraz olsun paylaşımda bulunayım dedim,

neurofunk'ın ne olduğunu bileniniz var mı bilemem
drum n bass olayının bir alt türü
97-98 yıllarında baş göstermiş
daha derin bassline ve keskin backbeats üzerinde
ardışık darbeleri ayırt edilebilen techno, house ve caz arasında değişen çoklu etkilerle
ağır ve sert funk formlarıyla geliştirilmiş.
(cümleye bak anasını satayım)

ben bu tarzı 2005te kurulmuş Noisia adında yanılmıyorsam alman
olan bir grup sayesinde keşfettim, çok da bağrıma basamadım
çünkü
BU ADAMLAR CİDDEN KAFA ŞİŞİRİYORLAR

eğer
NFS veya left 4 dead oynamıyorsanız
ya da ne bileyim polisten falan kaçmıyorsanız
kafanız iyi değilse
çok da "hadi la bi aç da noisia dinleyek" dencek bir grup değil.

ama şarkılar beatler çok sağlam
sanki prodigy dinliyormuşsunuz hissi vermiyor değiller
ama dediğim gibi biraz fazla yorucu ve gürültülü
buyrun
hayrını görün.

12.03.2010

o an daha komikti aslında anlatırken pek komik gelmiyor


gizem: hazalcım bu da..ııı..çağıl..işte garip..benim eski sevgilim abi ahahahaha..

hazal, çağıl: hehe

(gizem bu sefer hazalı tanıştırıcak)
gizem: hazal da benim..ııı..çok yaratıcı bir arkadaşım hfdjskajdhjkslkjfh

hazal: yeni erkek arkadaşıyım.

(tokalaştık)

çağıl: ha hayırlı olsun o zaman ahahaha.

bazılarını sevmeye engel olamıyorsunuz.