2.28.2011

düşünüyorum, dilimin ucuna kadar geliyor, susuyorum

hani çok klişe bir soru vardır ya böyle filmlerde falan da geçer
"beni seviyor musun?"
çok saçma değil mi
kapıdan gelen birini görünce ki sorulan
"geldin mi?" sorusu kadar yersiz

insan neden böyle bir soru sorarak,
beklentilerini karşısındakine baskı aracı haline getirir ki
neden zayıflığını gösterir?
sonuçta
hiç bir zaman o kadar dürüst olmaz ki kimse,
olamaz ki
eğer bir gerçeklikten bahsediyorsak o da
sadece şüpheye düştüğünde kendini kandırmasıdır.

aptalca da olsa duymak istediğini duyar sonuçta
anlamak istediğini anlar
inanmak istediğine inanır
ve
kapasitesi kadarını kanıksar


bahsini dile getirmek bile gereksizdi aslında
ama
istemsizce sorasım geldiğinde
aklıma takılmıyor değil,

asıl birgün bir hata olarak bu soruyu sorduğunda
hayır cevabını vericek kadar dürüst birisi olduğunda
neye üzüleceğin
sevilmediğine mi
yoksa
hayır cevabını verebilcek kadar dürüst birinin sevgisini yitirdiğine mi
hangisine?*

2.24.2011

hayatınızda sadece
çiğlikler yaparak beslenen
midenizi bulandıran bi irin gibi varolabilen bir aileniz varsa

2.22.2011

Eliza Sophie Caird ile tanışın

kızımız londradan sahne ismiyle eliza doolittle
benden iki yaş büyükmüş topu topu
böyle onun başardıklarıyla kendime bakınca üzülmüyor değilim
ama
şarkılarıyla neşelenmeye çalışıyorum.
(optimistiklikten ölünür mü acaba)

kendisinin pop, jazz, soul tadında
neşeli şarkılarla dolu
"Eliza Doolittle"
adını verdiği ilk albümü geçtiğimiz temmuz ayında çıkmış,

ikincilerde tarzını bozar mı,
ilk albümdeki sempatisini kaybeder mi,
bilemeyiz ama ilk albümü severek dinlenen
hatta farkettirmeden mırıldancağınız sonra da bu hangi şarkıydı ya deyip
haa şu yeni kızın şarkısıydı diyerek
mp3ünüzde açıp dinleyeceğiniz
şarkılarla dolu bir albüm
(nitekim bana öyle oldu)


kızın sesi, tarzı, hatta klipleri vs
çok hoşuma gitmiş olsa da
(yalnız burada dikkat edin)
saçlarından mıdır
ingiliz olduğundan mıdır
tipinde bir soğukluk bir donukluk var sanki
sanki değil lan yok yok cidden var yani
ne bileyim bir lily allen yavşaklığını göremiyoruz
onu geçtim bir tebessümü de şansımız yaver giderse
klip geçişlerinde belki görüyoruz
halbuki şarkıları klipleri çok eğlenceli
ama kız sarah connor tadında takılıyor sanki
ya da
bana mı öyle geldi nedir anlamadım
bir de siz izleyin karar verin derim ben.

2.19.2011

Let England Shake





PJ Harvey'i dinleyen ya çok sever ya da sevmez,
o yüzden arada kalmaya pek mahal olmadığı için genellikle
sadık bir dinleyici kitlesi vardır,
belli tarzların içerisinde farklı şeyler deneyen
ve
sanatçı olan herkesin bunu yapması gerektiğini söyleyen bir kadındır,
belki de sırf bu yüzden hiç bir albümü bir öncekinin tekrarı değildir,
aynı zamanda hepimizin bildiği kelimeleri,
hepimizin hissetmişolduğu şeyleri
oldukça minimalist ama aynı zamanda vurucu bir etkiyle
sözlere döken dev bir sestir,
işte bu yüzden ben de PJ Harvey'i çok sevenlerdenim
hatta bütün albümlerini indirip dinlediğim 2-3 kadın vokallerden biridir.
hatta lisede keşfettiğimden bu yana hala takip ettiğim ender sanatçıdır.
(placebo vardı hani noldu?)
gibi.

Neyse kısadan hisse diyeceğimşu ki geçtiğimiz 15 şubatta
PJ Harvey'nin sekizinci albümü
"Let England Shake"
çıktı,
kesinlikle çok güzel bir albüm olmuş,
hele ki o bayık ayin şarkılarını anımsamamıza sebep olan
ulumalı vokaliyle dolu
"White Chalk"
albümününün sebep olduğu hayal kırıklığından sonra
yeri gelir tiz
yeri gelir sakin vokalleri
ve duymayı özlediğimiz clean gitarlarıyla
(piyanolar "White Chalk"'taki şarkılara kıyasla arkaplanda baharat tadında)
oldukça tatmin edici olmuş.



(bak PJ Harvey'i çok severim ama ağır konuştum hiç sevemedim o albümü çünkü)

tamam "White Chalk"ta da var fena olmayan birkaç şarkı ama
onu siktir edin
"Let England Shake"
oldukça güzel.

bok düşen üçüncü kişi olmak

bir blogda rastladığım bir kısmı yazıyorum
yıllarca içimden geçirdiğim,
demek istediğim aslında istemediğim
ve
böyle net bir parçaya da dönüştüremediğim
bir kısım işte


"sevildiğimi hissetmek hayatta ulaşmayı hissettiğim en büyük duyguydu, nedense
ne kadar sevsem de karşılığını hiç bir zaman tam anlamıyla alamadım
ve gereksiz ve anlamsız bir biçimde hep 'tek' hissettim kendimi.
Burdaki teklik kavramı
ise
'iki kişi konuşurken üçüncüsüne bok düşer' deki 'üçüncü kişi' tekliği.
Yani hayatta karşınıza çıkabilcek her sayımda
'tek sayı' muamelesi görmek."

2.13.2011

lö BAM!

kedileri severim ama sevmem
aslında severim ama neden bilmem
ilgisini çeken birşeylere sahipsen kendilerini sevdirdiklerinden olabilir mi
mesela hayatına BAM! diye giren BAM! diye sevdiğin bir kedi var
dünyanın en güzel,
en gösterişli,
en asil kedisi değil ama yeterince ilgi çekiyor
ve bu kedi aç
genellikle de öyle oluyor
zaten kediler hep aç olur
ve belki de bu sebeple
hayatında hiç bir zaman gerçekten tek elin parmaklarından biri olamıyor
çünkü işine gelmiyor
çünkü nerde istediğini bulsa ya da öyle sansa
BAM! anında yok oluveriyor
çünkü nankör
sen onu doyurmadıkça seni sevmiyecek
sen ona uzaktan ciğeri göstermedikçe senin bacaklarına sürünmeyecek
ve biz de aslında tam burda, kendimizi kandırıyoruz
çünkü kedinin orda olma sebebi gerçekten biz değiliz
bunu içten içe eşekler gibi biliyoruz
samimiyetsisiz
çünkü dünyada milyonlarca kedi var
ve hepsi açlar ve bu yüzden kendilerini sevdiriyorlar
ama aslında gerçekten hiç bir zaman,
hiç birimiz harbinden kedinin sikinde olmuyoruz.


BAM!

2.12.2011

ben keira knightly kadar itici bir tipte olup da işi götüren başka birini daha görmedim, hele ki o kasıntı gülüşü falan..

2.06.2011

biliyorum kral tv ye çevirdim blogumu ama..



nihayetinde döndüm izmirden çok boşladım ama çok doldum baya baya yazıcak şey var
bir nefesleneyim
siz de bu ara yakında burlarda bir yerlerde yer vereceğim bu kızcağıza bir kulak verin..