12.31.2012


içimdeki en güzel, en renkli şeylerin tamamını pastaya döktüm
geriye bir şey kalmadı.

mutlu yıllar

kendimi
9 sanılan 6 gibi
hissediyorum..

12.28.2012

 " Bana göre gerizekalılar ikiye ayrılıyor.
Yılbaşıyla christması karıştıranlar ve christması kutlayanlar. "

12.21.2012

mook

kurduğunuz herhangi bir insan ilişkisinde
yapabileceğiniz en muhtemel ve en ahmakça hatalardan bir tanesi de
karşındakini hafife almak olsa gerek.
karşındakini "tanıdığını sanarak" hafife almak
veya karşındakini tamamen safa yatırmak.

eskiden atları yürütmek için oltayla burunlarına doğru tutulan havuçlar gibi
samimiyet ve rahatlık adı altında,
görmek istediğiniz değeri bir lütufmuşçasına gösterip vermeyerek
kalp kırabilmek ve bunu görmezden gelerek suçu karşı tarafın anlayışsızlığı olarak yıkmak  için
kafayı tam olarak nereye, ne şiddetle çarpmak gerektiğini ben de bilmiyorum.

işin kötüsü anlamak için harcayacak bir enerjim olduğunu da sanmıyorum,
peki tüm bunları isteyen bir insandan gelen,
nasıl ve neden hakettiğinizi sorgulamadan, o karşılıksız çabaları öldürdüğünüz ve bir canavar yarattığınızda, siz ne yapacaksınız?



12.20.2012



VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN
VAIN

12.16.2012


izlediğim en güzel şeysin.

12.08.2012

here's all memories ..

unfit


which im trying to deal with it........

12.03.2012

dün gece tam da her şeyi çift gördüğüm anda odamda üstelik kapı pencere kapalıyken dokuzuncu katta bir de bu mevsimde sivrisinek olduğunu farketmemle hayattan da soğumam...........BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ.
dar paça eşofman.
eşorfman.
eşotman.
eşofmnn................
e...

dar paça?

11.30.2012

2:54


Tam mevsiminde gelen Londra çıkışlı nefis grup 2:54.
kısmet bu senenin kasım ayında dinlemek olsa da,
ilk EP'lerini geçen sene kasım ayında
ilk albümlerini de bu sene geçtiğimiz mayısta çıkarmışlar.
Lo-Fi vokalleriyle alternatif rock'ın özgün gruplarına örnek verilebilecek şarkıları var.
Colette Thurlow''un nefis sesi,
uzun zamandır bir şeyler dinlemek isteyip,
arşivi karıştırdığımda,
sıkkınlıkla vazgeçtiğim an yetişti ve taze taze çok iyi de geldi.


Alternatif rock, indie ve lo-fi seviyorsanız
kendinizi bulacağınız şarkılara hayran kalıcaksınız iddia ediyorum.
Özellikle metric, uh huh her vb. grupları dinliyorsanız yabancılık çekmezsiniz.
Bence oldukça tutulur bir iki albüme her yerde dinlenmeye başlarlar diye düşünüyorum.
Henüz ayağa düşmemişlerken,
özenle hazırlanmış albümlerini,
kazanılmış bir zafer gibi keyfini çıkararak dinleyin derim.

Damdam'a teşekkürü borç bilirim :)

11.27.2012

a happy event

Un heureux événement

a happy event
ya da 
"aramızda bebek var" 
olarak çevrilmiş, 
tatlı bir film var gündemimde.



bu 2011, fransız yapım film,
adı sanı duyulmamış, 
gözden kaçmış, izlemeye değer filmler listemde
yerini çoktan aldı bile.

yorumlarımdan merak eder de bakarsanız belki yavan, klişe bir film gibi gelebilir.
bence değil, önyargılı olmak bu film için gereksiz.

yanlışlıkla hamile kalmış, aptal sarışın, hamileliği ve onu sorunlar yaşasalar da sevmeye devam eden aşkıyla ilgili komedi filmi değil bu.


dünyanın en güzel olgusuymuşçasına 
sorgusuz sualsiz yaşanan "aileye yeni bir fert" heycanının, oldukça korkutucu noktaları ve öngörülemeyen sorunları ortaya çıkarmasıyla işlenmiş film.

en beğendiğim şeylerden biri de yönetmen Remi Bezançon'un
(özellikle korkutucu bulduğumdan mıdır bilmem ama)
bizleri , evliliğin ve çocuk dünyaya getirmenin 
aslında siz henüz büyüyememişken ve henüz yılarca birlikte yaşamak zorunda kaldığınız ebeveynlerinizle olan bağlarınızı tam kuramamışken, hayatın çok başka bir boyutunda bunlarla yüzleştirmesiydi.

daha fazla konuşmaya gerek var mı, pek sanmıyorum.
ama kendinizi farklı bir açıdan bakmaya hazırlarsanız
oldukça ilgi çekici ve dolu dolu bir film olduğunu görüceğinizi söyler,
gerisini size bırakabilirim.

ha ama son bir ekleme yapmadan geçemem ki,
o da başroldeki louise bourgoin'e hayran kaldım.
aslında sadece internette gezerken fotoğraflarına rastlasaydım,
 eminim dönüp bakmazdım.
ama filmdeki oyunculuğu beni çok etkiledi,
o zeki ama saf hallerine, duru ve doğal güzelliğine,
mimiklerine, esprilerine nedense ayrı bir ısındım.
diyebilirim ki gördüğüm en güzel gülen kadınlardan bir tanesiydi.
bence sakin bir haftasonunda izleyin.

11.26.2012

gamzeden sevgilerle


gamzenin görür görmez gülerek ,bana yolladığı resim.
"nefis bir anne olucaksın." 

11.19.2012

çok tatlıyım

diyorum inanmıyorsunuz.

11.17.2012

dostlar iş başında görsün



selam

bu gizem


bu da ben
ve

son olarak; meltem.

biz üçümüz baya baya sıkı fıkı arkadaşız gerçi meltem şimdi master için viyanada ama olsun
böyle çok tatlıyız, iyiyiz hoşuz falan fakat
şimdi eğlencesine ve toplumun bize biçtiği rolden esinlenerek
ortak bir blog açalım dedik.

o ortak blogumuz da tamamiyle eğlencesine, capsli mapsli yemek tarfileri üzerine olucak.
siteyi tamamlandığımızda linki buradan paylaşıcağım, 
belki siz de takip etmek istersiniz

heheheh haydi öpüyorum.



10.31.2012

ne fena
güven çok büyük lüksmüş artık bu devirde..

10.22.2012

DİKKAT!!

düdükler!!
LÜTFEN bunu açmayın!
çok iğrenç sakın açmayın.
ıııy.
hem de çok iğrenç ööğ.




















mvhaha
pisliğin tekiyim, CHILL!

10.20.2012

idealize

böyle tiyniyetsiz, tatminsiz bir adam olmak istiyorum ya, evet işte
ne güzel söyledin berkun ağbiğ
idolümsün.
canımsın.

10.14.2012

23



yaşlanıyorum gençler.
kırışıklıklar bile başladı.

9.28.2012

9.24.2012

o kadar güzel

çok tatlı insanlar tanıyorum
en güzel sözleri hakeden
ve onları duyduklarında
duyduklarıyla ne yapacağını bilemeyen..
o kadar güzel 
o kadar tatlı ki bazen
bazılarını zor durumda bırakmak..
seviyorum.

9.22.2012

fiziktedavi here i come!

benden başka gecenin bir vakti


odasında gangnam dansı yapıp,


belini sakatlayan ve ortopedilik 



olan  kız var mıdır acaba ya?



tövbe estafurullah.............................



9.20.2012

hakan peker gülücükleri

yaşlanmamak adına espri anlayışımı ortaokulda bıraktım,
sıktığımda gaz sesi çıkaran ketçap şişelerine hala gülüyorum.

9.17.2012

günün mutluluğu

allahım şu tatlı kadına nasıl içim kaynıyor anlatamam :)

you've made my day woman! nihahah

9.13.2012

sayfalar var.araştırmaların olduğu.çalışmaların olduğu. yararlanmasını bilirsen tavana taşıyan. dolu sayfalar. kendileri için en iyisini isteyen insanlara ait. hepsinin ortak. benimse hiç bir getirisi olmayan tonlarca hislerimi kusmak için. bazense sırf özlem gidermek için açtığım. ve genelde insanın içini patlatacak kadar büyük bir boşluk ve bunların yanısıra sadece yetersizlikle çelimsizlik hissine yol açan sayfalar. benim ait olmadığım. hiç büyüyemeyeceğimi yüzüme vuran. kendim için en iyisini istemediğimden değil oysaki.

9.11.2012

tom waits şöyle bi öksürse pek rahatlayacak aslında haberi yok..

9.10.2012

mvhaha

pisliğin tekiyim.
arsızlık ve terbiyesizlik
bunlar güzel şeyler.

8.31.2012

kendimi ortadan sıkılmış diş macunu gibi hissediyorum.

8.30.2012

The Stars Just Blink For Us

high and dry





Two jumps in a week i bet you think thats pretty clever dont you boy?
Flying on your motorcycle
Watching all the ground beneath you drop
Youd kill yourself for recognition
Kill yourself to never, ever stop
You broke another mirror
Youre turning into something you are not

Drying up in conversation

You will be the one who cannot talk
All your insides fall to pieces
You just sit there wishing you could still make love
Theyre the ones wholl hate you when you think youve got the world all sussed out
Theyre the ones wholl spit at you
You will be the one screaming out
Its the best thing that you ever had
The best thing that you ever, ever had
Its the best thing that you ever had
The best the best thing you have ever had is gone away


8.29.2012

veryansın! YAN! YAN! YAN!

bazen konuşmayı bırak
bazı insanlar varoluşlarıyla bile beni o kadar üşendiriyor ve
benim içim o kadar can sıkıcı bir hal alıyorlar ki
yeni geliştirdiğim "mazlum edebiyatı" taktiğimle 
oldukça etkili bir şekilde kaçırtarak
ancak huzura erişebiliyorum.


shh..

8.28.2012

bir kereliğine deneyeyim dedim.

bu zamana kadar böylesine sadece tek bir istek yaptım,
richard hawley'den the ocean'ı istemiştim, çalmadılar tüm gece bekledim oysa.
ne bekliyorum ki zaten.
o değil de 36 beden nefis kışlıklarla dolu romantik bir sonbaharın beni beklemediğini bildiğim gibi,
hayatımın en güzel yazını da geçirmedim.

8.26.2012

içim buruldu bugün.

8.23.2012

Neden?

" beynimdeki tek soru gözlerimi açtığımda nasıl bu hale geldiğiydi..zaten hepimiz kendimizi sorduğumuz sorulara göre belirleriz..tercihlerimiz sorularımızdan gelir.. Nasıl? sorusunu soranlar gerçek hayatın gerçek uğraşlarını en iyi öğrenenlerdir..dünyayı dünya yapan tüm branşlarla ilgilenmişlerdir çünkü sadece kendilerinden öncekilerin nasıl yaptığıyla ilgilenmişler ve akıllarına başka soruyu getirmemişlerdir..Kim? ya da Ne? soranlar ise yaratıcı, yok edici ya da olay araştıran insanların hayatını çizer..alın yazısı varsa yazan vardır, çocuk varsa anne baba vardır, bu insanlar Nasıl? diye soran ve dünya burjuvazisini oluşturanların aksine gerçek hayatla olan ilgileri asgari düzeydedir..ve sorularını kutsal kitaplarına yöneltirler..

ve son olarak NEDEN? diye soranlar gelir..Neden? diye soran ise ne gerçek hayatı ne de yaratıcı merak eder..merak ettiği tek konu kendisidir..ve kendisiyle o kadar ilgilidir ki, soruyu soran kişi iyiliğe yatkın pek çok özellik barındırmasına, hiç tanımadığı bir insan için kendi hayatını ortaya koyabilecek olmasına rağmen yakın çevresine sırf kendi olduğu için acı çektirebilecek kadar da bencildir..tek sorun elindeki nedenlerle ne yapacağını bilmemesidir..ve Neden? sorusunu soranlar ya yok olurlar ya da bütün dünyayı ve barındırdığı farklı nedenleri reddederek yaşarlar.."

ben bu noktadayım. kafamın içindeki her Neden? sorusu parlayan küçük bir nokta olsaydı bulunduğum şehrin tamamı aydınlanabilirdi. ve en çok da kontrol edemediğim her şey için Neden? dedim. 

Neden? orada olamadıklarını merak ettim.
Neden? herkes bu denli yalnızken,
Neden? sadece sevdiklerini bu denli uzak tutuyorlar merak ettim.
Neden? kitaplar, şarkılar yazmaktan, kafa karıştıran onca konuşmayı yapmaktansa sadece hissettirmiyorlar merak ettim.
Neden? hep arkada kaldığımızı merak ettim.
Neden? beklediğimizi ya da.
Neden? bu kadar zor merak ettim.
Neden? küçücük minicik de olsa bir umut veremediklerini,
Neden? haketsek de o umudu hiç bir zaman koyduğumuz yerde bulamadığımızı merak ettim.
Neden? öylece kabullenip, karanlığımıza çekildiğimizi merak ettim.

ve Neden? Neden? tüm dünya aynı şey uğruna acı çeker ve isyan ederken, Neden? kimse onun için savaşmıyor dedim bugün.

8.20.2012

YAAAY!!

alkışlarla yaşıyoruz damla hanım.
sıradaki şarkı benim için.

8.19.2012

nefret ettiğim tüm şeyler

yüzmeyi seviyorum
ama öncesinde ve sonrasında yapmak zorunda olduğum her şeyden nefret ediyorum.
suya girene kadar vücudumu tartan bakışlardan nefret ediyorum,
sudan çıktıktan sonra evim olmayan bir banyoda duş almaktan,
ıslak saçla ev yoluna düşmekten nefret ediyorum..
bir bakıma yemek yapmak da benim için öyle..
yemek yapmayı seviyorum
ama öncesinde ve sonrasında yapmam gereken her şeyden nefret ediyorum.
sebzeleri yıkamaktan nefret ediyorum,
kullanacağım tavayı ya da tencereyi
bilmem kaç kap kacağın altından çıkarmaktan nefret ediyorum.
ve onca dakika yaptığın yemeğin kısa bir süre içinde bitmesinin ardından
ortaya çıkan tonlarca bulaşıktan ve kokusundan nefret ediyorum.
işte bundan dolayı
5 yıl boyunca her seferinde yenilettiğim bir üyeliğim olduğu halde
bir kere bile yüzmeye gitmedim,
ve yaptığım yemekler fena olmasa da aslında mutfağa pek girmiyorum,
hepsi
öncesinde ve sonrasında yapmak zorunda olduğum
ve nefret ettiğim tüm şeyler için..

8.06.2012

affet beni virginia

nasıl star wars' u
hakkını vererek yaşayabilmek adına
izlemek için gereken bir sıra varsa,
virginia woolf'u da duyabilmek için
okumak gereken bir sıra varmış meğer.
ve çok sevdiğim bir arkadaşım vasıtasıyla
elime geçen bir kitabı yüzünden
bugün üzülerek farkettim ki
ben bu virginia woolf'u çok yanlış anlamışım bilader.

8.03.2012

bazen allaha dua edip miletin dediği gibi allahtan istemek yerine acun'a mektup yazmak bile daha mantıklı geliyor. çünkü genel anlamda elaleme nasip denen şeyden dağıtırken bana nah çekmiş dolayısıyla işlerim duaya kalınca da allah bana arkasını dönmüş kıçına okuyormuşum gibi hissediyorum, siz de 'kıçına dinletme'nin manevi can buluşuna tanıklık etmek istiyorsanız dua edebilirsiniz, ben acuna ya da paris hiltona falan mektup yazıcam.

7.28.2012

ciddi değildim.


bakın şimdi ne anlatıcam.
bu hayatta benimsemeye hazır olsan da,
hazırmış gibi yapsan da 
hayatına aldığınız onca şey varken 
kabullenmeyi unuttuğun babalar gibi bir rahatsızlık var
adına da puma sendromu diyorlar.

puma, bildiğin dünyadaki en hızlı hayvanlardan biri,
kafaya koyduktan sonra avlayamayacağı hiç birşey olmayan dev kedicik.
buraya kadar tamam hepimizin bildiği şeyler.
ama bu hayvanların güçlü bacaklarının yanı sıra benim hayran olduğum 
ve sizin de belki bilmediğiniz nefis bir zekaları da var.
benim diyen mantık(!) egoistlerinde bile olmayan türden bir zeka hem de.
çok basit aslında 
ama iş uygulamaya geldiğinde burnundan kıl aldırmayan bencillerin 
ve nedense her yiğidin harcı olmuyor.
o yüzden yanıltmasın da küçümsemeyin.

neden bahsediyorum biliyor musun?
şundan; dünyanın en güçlü, en asi, en zeki hayvanı da olsa
puma bile avının peşinden koşacağı süreyi 
avının ağırlığına ve değerine göre belirliyor.
hiç bir pumanın bir tavşanla, bir antilop için koşacağı süre aynı değil yani.
bir tavşan için 3 dk koşan puma antilopa 12 dk ayırıyor demek oluyor bu.
ve öyle bir gerçek var ki eğer küçük tavşanlar o pumanın başına antilop kesilip
3dk lık kovalamayı 4.dk ya taşımayı başarsalar da 
puma kendini kandırmadan, işi inata bindirmeden o tavşanın peşini bırakıyor.
demek istediğim o tavşan pumayı 4. dk da atlatmış olduğu için 
kendini dolgun bir antilop zannetse de 
aslında puma içten içe 
onun sadece bir kaç dakika daha çok koşabilen,
şanslı bir tavşan olduğunun farkındalığıyla boşverip vazgeçebiliyor.
bizdeki gibi düdüklenince dank etmiyor yani.
baştan şukusunu veriyor hayvan.

yakalayamayacağı için değil halbuki ama allahın işi işte
hiç bir puma 4.dk ya da 13.dk da avının peşinden koşmaya devam etmiyor.
işte bunu biz kimi insanların ardından koşarken bile oturup da 
"abi bu işte bir terslik var" demiyoruz.
ve nedense hiç birimiz de tavşanı istemiyoruz aslında
ama öyle safız ve öyle adanmışlıkla güveniyoruz ki önümüze geleni
nasıl görmek istersek, kendimizi de öyle kandırıyoruz.

ve bazen buna düşmeyeceğimi söylesem de 
her defasında bu denli aptal olabildiğim için 
kendime kızmıyor değilim.

ve önüme öyle şeyler çıkıyor ki zaman zaman
kendimi böylesine sorgusuz sualsiz o şeyin içine attığım için 
çoğu zaman
korku filmlerinin ilk 16. dk sında ölen,
iri göğüslü, aptal sarışın kızlar gibi hissediyorum. 

"ooh burada bir göl var, 
sanırım boy dibi bile gözükmüyor 
 üstelik hava karanlık
ve etrafta kimse de yok
 o halde neden 
çırılçıplak soyunup göle atlamıyorum kiii......."




adeta.

7.24.2012

si



şimdi kusura bakmayın da
osuruğun bile
10 km hızla yayıldığı dünyada
emek verdiğin bazı şeylerin
bir arpa boyu
yol alamamasını görmek
asap bozucu olabiliyor.

7.16.2012

AAAARRRGH



geçen hafta öyle bir hödüklük yaptım ki,
hödüklüğüme mi yansam ne yapsam derken
üstüne üstlük hödüklüğümün farkında varmam için 48 saat geçmesi gerektiği kafama dank etti,
utancım büyük.

içinde bulunduğum durumu tarif etmem mümkün değil
ama kelimeler yetse
öyle ki kendimi tüm gün beachlerde kavrulmaya adanmış
ve suya da yalnızca işemek için giren sosyetik güzeller gibi hissediyorum.

en son bu denli yerin dibine girdiğimde akordiyon vakası başıma gelmişti
ve neyse ki durumun vahimiyeti yüzüme vurulmadan konu kapanmıştı,
bu kez öyle olmayabilir.
varolmanın ağırlığı altında eziliyorum abi.
yazık bana ya.

aaaargh %^#x!!?

7.15.2012





çok fazla fotoğraf çekmek istiyorum
özellikle damlayla çok çok daha fazla..

6.23.2012

!+#?***!!1!



senin için
bazı laflar


insanı yorar

ve


bazen


söylenmeyen


yapılmayan


çoğu şey


insanı tüketir.

6.20.2012

birçok sebepten ötürü Duygu'yla mantık evliliği yapabilirim.

6.16.2012

nedense




















pek albüm kapaklarını beğenmem
ama nedense "cat power"ın 
"the covers record" albüm kapağını
dakikalardır inceliyor,
gözlerimi alamıyorum.
beni çeken ne çözebilmiş değilim
gel gör ki
en sevdiğim albüm kapağı olabilir.

6.13.2012

ne idim değil ne oldum demeler hesabı




eskiden,
şöyle bir 3-4 sene evvel,
mantıklı sayılabilecek sebeplerden,
kendimi kimilerinden yer yer ayrı tutardım,
gel gör ki şu an yaratabildiğim tek farksa küflenmiş karpuz görebilmiş olmamdan ibaret.

en azından ben böyle olduğuna inanıyorum.

6.05.2012

haydi buyrun.



izmirden sevgiler..

5.31.2012