7.28.2012

ciddi değildim.


bakın şimdi ne anlatıcam.
bu hayatta benimsemeye hazır olsan da,
hazırmış gibi yapsan da 
hayatına aldığınız onca şey varken 
kabullenmeyi unuttuğun babalar gibi bir rahatsızlık var
adına da puma sendromu diyorlar.

puma, bildiğin dünyadaki en hızlı hayvanlardan biri,
kafaya koyduktan sonra avlayamayacağı hiç birşey olmayan dev kedicik.
buraya kadar tamam hepimizin bildiği şeyler.
ama bu hayvanların güçlü bacaklarının yanı sıra benim hayran olduğum 
ve sizin de belki bilmediğiniz nefis bir zekaları da var.
benim diyen mantık(!) egoistlerinde bile olmayan türden bir zeka hem de.
çok basit aslında 
ama iş uygulamaya geldiğinde burnundan kıl aldırmayan bencillerin 
ve nedense her yiğidin harcı olmuyor.
o yüzden yanıltmasın da küçümsemeyin.

neden bahsediyorum biliyor musun?
şundan; dünyanın en güçlü, en asi, en zeki hayvanı da olsa
puma bile avının peşinden koşacağı süreyi 
avının ağırlığına ve değerine göre belirliyor.
hiç bir pumanın bir tavşanla, bir antilop için koşacağı süre aynı değil yani.
bir tavşan için 3 dk koşan puma antilopa 12 dk ayırıyor demek oluyor bu.
ve öyle bir gerçek var ki eğer küçük tavşanlar o pumanın başına antilop kesilip
3dk lık kovalamayı 4.dk ya taşımayı başarsalar da 
puma kendini kandırmadan, işi inata bindirmeden o tavşanın peşini bırakıyor.
demek istediğim o tavşan pumayı 4. dk da atlatmış olduğu için 
kendini dolgun bir antilop zannetse de 
aslında puma içten içe 
onun sadece bir kaç dakika daha çok koşabilen,
şanslı bir tavşan olduğunun farkındalığıyla boşverip vazgeçebiliyor.
bizdeki gibi düdüklenince dank etmiyor yani.
baştan şukusunu veriyor hayvan.

yakalayamayacağı için değil halbuki ama allahın işi işte
hiç bir puma 4.dk ya da 13.dk da avının peşinden koşmaya devam etmiyor.
işte bunu biz kimi insanların ardından koşarken bile oturup da 
"abi bu işte bir terslik var" demiyoruz.
ve nedense hiç birimiz de tavşanı istemiyoruz aslında
ama öyle safız ve öyle adanmışlıkla güveniyoruz ki önümüze geleni
nasıl görmek istersek, kendimizi de öyle kandırıyoruz.

ve bazen buna düşmeyeceğimi söylesem de 
her defasında bu denli aptal olabildiğim için 
kendime kızmıyor değilim.

ve önüme öyle şeyler çıkıyor ki zaman zaman
kendimi böylesine sorgusuz sualsiz o şeyin içine attığım için 
çoğu zaman
korku filmlerinin ilk 16. dk sında ölen,
iri göğüslü, aptal sarışın kızlar gibi hissediyorum. 

"ooh burada bir göl var, 
sanırım boy dibi bile gözükmüyor 
 üstelik hava karanlık
ve etrafta kimse de yok
 o halde neden 
çırılçıplak soyunup göle atlamıyorum kiii......."




adeta.

7.24.2012

si



şimdi kusura bakmayın da
osuruğun bile
10 km hızla yayıldığı dünyada
emek verdiğin bazı şeylerin
bir arpa boyu
yol alamamasını görmek
asap bozucu olabiliyor.

7.16.2012

AAAARRRGH



geçen hafta öyle bir hödüklük yaptım ki,
hödüklüğüme mi yansam ne yapsam derken
üstüne üstlük hödüklüğümün farkında varmam için 48 saat geçmesi gerektiği kafama dank etti,
utancım büyük.

içinde bulunduğum durumu tarif etmem mümkün değil
ama kelimeler yetse
öyle ki kendimi tüm gün beachlerde kavrulmaya adanmış
ve suya da yalnızca işemek için giren sosyetik güzeller gibi hissediyorum.

en son bu denli yerin dibine girdiğimde akordiyon vakası başıma gelmişti
ve neyse ki durumun vahimiyeti yüzüme vurulmadan konu kapanmıştı,
bu kez öyle olmayabilir.
varolmanın ağırlığı altında eziliyorum abi.
yazık bana ya.

aaaargh %^#x!!?

7.15.2012





çok fazla fotoğraf çekmek istiyorum
özellikle damlayla çok çok daha fazla..