8.31.2012

kendimi ortadan sıkılmış diş macunu gibi hissediyorum.

8.30.2012

The Stars Just Blink For Us

high and dry





Two jumps in a week i bet you think thats pretty clever dont you boy?
Flying on your motorcycle
Watching all the ground beneath you drop
Youd kill yourself for recognition
Kill yourself to never, ever stop
You broke another mirror
Youre turning into something you are not

Drying up in conversation

You will be the one who cannot talk
All your insides fall to pieces
You just sit there wishing you could still make love
Theyre the ones wholl hate you when you think youve got the world all sussed out
Theyre the ones wholl spit at you
You will be the one screaming out
Its the best thing that you ever had
The best thing that you ever, ever had
Its the best thing that you ever had
The best the best thing you have ever had is gone away


8.29.2012

veryansın! YAN! YAN! YAN!

bazen konuşmayı bırak
bazı insanlar varoluşlarıyla bile beni o kadar üşendiriyor ve
benim içim o kadar can sıkıcı bir hal alıyorlar ki
yeni geliştirdiğim "mazlum edebiyatı" taktiğimle 
oldukça etkili bir şekilde kaçırtarak
ancak huzura erişebiliyorum.


shh..

8.28.2012

bir kereliğine deneyeyim dedim.

bu zamana kadar böylesine sadece tek bir istek yaptım,
richard hawley'den the ocean'ı istemiştim, çalmadılar tüm gece bekledim oysa.
ne bekliyorum ki zaten.
o değil de 36 beden nefis kışlıklarla dolu romantik bir sonbaharın beni beklemediğini bildiğim gibi,
hayatımın en güzel yazını da geçirmedim.

8.26.2012

içim buruldu bugün.

8.23.2012

Neden?

" beynimdeki tek soru gözlerimi açtığımda nasıl bu hale geldiğiydi..zaten hepimiz kendimizi sorduğumuz sorulara göre belirleriz..tercihlerimiz sorularımızdan gelir.. Nasıl? sorusunu soranlar gerçek hayatın gerçek uğraşlarını en iyi öğrenenlerdir..dünyayı dünya yapan tüm branşlarla ilgilenmişlerdir çünkü sadece kendilerinden öncekilerin nasıl yaptığıyla ilgilenmişler ve akıllarına başka soruyu getirmemişlerdir..Kim? ya da Ne? soranlar ise yaratıcı, yok edici ya da olay araştıran insanların hayatını çizer..alın yazısı varsa yazan vardır, çocuk varsa anne baba vardır, bu insanlar Nasıl? diye soran ve dünya burjuvazisini oluşturanların aksine gerçek hayatla olan ilgileri asgari düzeydedir..ve sorularını kutsal kitaplarına yöneltirler..

ve son olarak NEDEN? diye soranlar gelir..Neden? diye soran ise ne gerçek hayatı ne de yaratıcı merak eder..merak ettiği tek konu kendisidir..ve kendisiyle o kadar ilgilidir ki, soruyu soran kişi iyiliğe yatkın pek çok özellik barındırmasına, hiç tanımadığı bir insan için kendi hayatını ortaya koyabilecek olmasına rağmen yakın çevresine sırf kendi olduğu için acı çektirebilecek kadar da bencildir..tek sorun elindeki nedenlerle ne yapacağını bilmemesidir..ve Neden? sorusunu soranlar ya yok olurlar ya da bütün dünyayı ve barındırdığı farklı nedenleri reddederek yaşarlar.."

ben bu noktadayım. kafamın içindeki her Neden? sorusu parlayan küçük bir nokta olsaydı bulunduğum şehrin tamamı aydınlanabilirdi. ve en çok da kontrol edemediğim her şey için Neden? dedim. 

Neden? orada olamadıklarını merak ettim.
Neden? herkes bu denli yalnızken,
Neden? sadece sevdiklerini bu denli uzak tutuyorlar merak ettim.
Neden? kitaplar, şarkılar yazmaktan, kafa karıştıran onca konuşmayı yapmaktansa sadece hissettirmiyorlar merak ettim.
Neden? hep arkada kaldığımızı merak ettim.
Neden? beklediğimizi ya da.
Neden? bu kadar zor merak ettim.
Neden? küçücük minicik de olsa bir umut veremediklerini,
Neden? haketsek de o umudu hiç bir zaman koyduğumuz yerde bulamadığımızı merak ettim.
Neden? öylece kabullenip, karanlığımıza çekildiğimizi merak ettim.

ve Neden? Neden? tüm dünya aynı şey uğruna acı çeker ve isyan ederken, Neden? kimse onun için savaşmıyor dedim bugün.

8.20.2012

YAAAY!!

alkışlarla yaşıyoruz damla hanım.
sıradaki şarkı benim için.

8.19.2012

nefret ettiğim tüm şeyler

yüzmeyi seviyorum
ama öncesinde ve sonrasında yapmak zorunda olduğum her şeyden nefret ediyorum.
suya girene kadar vücudumu tartan bakışlardan nefret ediyorum,
sudan çıktıktan sonra evim olmayan bir banyoda duş almaktan,
ıslak saçla ev yoluna düşmekten nefret ediyorum..
bir bakıma yemek yapmak da benim için öyle..
yemek yapmayı seviyorum
ama öncesinde ve sonrasında yapmam gereken her şeyden nefret ediyorum.
sebzeleri yıkamaktan nefret ediyorum,
kullanacağım tavayı ya da tencereyi
bilmem kaç kap kacağın altından çıkarmaktan nefret ediyorum.
ve onca dakika yaptığın yemeğin kısa bir süre içinde bitmesinin ardından
ortaya çıkan tonlarca bulaşıktan ve kokusundan nefret ediyorum.
işte bundan dolayı
5 yıl boyunca her seferinde yenilettiğim bir üyeliğim olduğu halde
bir kere bile yüzmeye gitmedim,
ve yaptığım yemekler fena olmasa da aslında mutfağa pek girmiyorum,
hepsi
öncesinde ve sonrasında yapmak zorunda olduğum
ve nefret ettiğim tüm şeyler için..

8.06.2012

affet beni virginia

nasıl star wars' u
hakkını vererek yaşayabilmek adına
izlemek için gereken bir sıra varsa,
virginia woolf'u da duyabilmek için
okumak gereken bir sıra varmış meğer.
ve çok sevdiğim bir arkadaşım vasıtasıyla
elime geçen bir kitabı yüzünden
bugün üzülerek farkettim ki
ben bu virginia woolf'u çok yanlış anlamışım bilader.

8.03.2012

bazen allaha dua edip miletin dediği gibi allahtan istemek yerine acun'a mektup yazmak bile daha mantıklı geliyor. çünkü genel anlamda elaleme nasip denen şeyden dağıtırken bana nah çekmiş dolayısıyla işlerim duaya kalınca da allah bana arkasını dönmüş kıçına okuyormuşum gibi hissediyorum, siz de 'kıçına dinletme'nin manevi can buluşuna tanıklık etmek istiyorsanız dua edebilirsiniz, ben acuna ya da paris hiltona falan mektup yazıcam.